İslam’da zekâtın, insanın hem maddi hem de manevi arınmasını sağlayan bir ibadet olduğu ifade ediliyor. Zekât sayesinde kişinin malı temizlenirken, toplum içinde de sosyal dayanışma güçlenir.
Kur’an-ı Kerim’de zekâtın kimlere verileceği açık şekilde belirtiliyor. Tevbe Suresi’nin 60. ayetinde zekâtın; yoksullara, miskinlere, zekât toplayan görevlilere, kalpleri İslam’a ısındırılmak istenenlere, özgürlüğünü kazanmak isteyen kölelere, borçlulara, Allah yolunda olanlara ve yolda kalmışlara verilmesi gerektiği bildiriliyor.
Hz. Muhammed’in hadislerinde de zekâtın zenginlerden alınıp ihtiyaç sahiplerine verilmesi gerektiği vurgulanıyor. Peygamber Efendimiz, zekâtın gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasının önemine dikkat çekerek özellikle onurundan dolayı istemekten çekinen fakirlerin araştırılması gerektiğini belirtmiştir.
Bir hadiste ise gerçek “miskin” kavramı şöyle açıklanır:
“(Kendisine zekât verilecek olan) miskin, ihtiyacını bir iki hurma veya bir iki lokmanın giderebileceği kişi değildir. Asıl miskin, imkânı olmadığı hâlde onurundan dolayı insanlardan istemekten kaçınan kişidir.” (Bakara 2/273; Müslim, Zekât, 102)
Bu ifade, toplum içinde görünmeyen yoksulluğa dikkat çekmesi açısından önem taşıyor. Ramazan ayında yapılan yardımların yalnızca görünür ihtiyaç sahiplerine değil, sessizce mücadele eden gerçek muhtaçlara da ulaşması gerektiği vurgulanıyor.
Hz. Peygamber’in Veda Haccı sırasında yaşanan bir olay da zekâtın kimlere verilemeyeceğini ortaya koyuyor. Rivayete göre zekât dağıtımı sırasında güçlü ve çalışabilecek durumda olan iki kişi zekât talebinde bulunduğunda Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:
“İsterseniz size zekât verebilirim. Ancak zengin ve çalışmaya gücü yetenlerin zekâtta payı yoktur.” (Ebû Dâvûd, Zekât, 24; Tirmizî, Zekât, 23)
Bu hadis, çalışabilecek durumda olan kişilerin tembelliğe yönelmemesi gerektiğini vurgularken, gerçekten muhtaç olanların desteklenmesi gerektiğini de ortaya koyuyor.
Diyanet kaynaklarına göre zekât, toplumda zengin ile fakir arasında bir köprü görevi görüyor. Bu ibadet sayesinde ihtiyaç sahiplerine destek olunurken, toplumsal dayanışma da güçleniyor.
Ramazan ayında yapılan yardımların ve verilen zekâtların, yalnızca bir sadaka değil, ihtiyaç sahibinin hakkı olduğu bilinciyle gerçekleştirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Kaynak: Hadislerle İslam, cilt 2, s. 477–478, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2013.