Genel kurulda konuşan Milletvekili Öz, ülkenin yararına olacak uluslararası anlaşmaları desteklediklerini söyleyerek “Uluslararası anlaşmalarda ülkemiz yararına olacak girişimleri elbette destekliyoruz, ancak uluslararası ilişkilerin sağlam zemine oturmasının temeli, ülkemizin demokrasi inşasını tamamlamış, hukukun üstünlüğünü benimsemiş, hak ve özgürlükleri tesis etmiş bir ülke görünümünde olmaktan geçmektedir. Yapılmak istenen bu Anayasa değişikliği, ülkemizin sosyal ve ekonomik anlamda güven duyulan bir ülke olmaktan bizi uzaklaştıracaktır, özgürlükler ve demokrasi yolculuğunda bizi alıkoyacaktır. Her seferinde millî iradeyi ağızlarından düşürmeyenler, bu değişikle, millî egemenliği yok sayacak bir tasarıya imza atmışlardır” dedi. Konuşmalarına Ak Parti’nin milli iradeye saygı duymadığını söyleyerek devam eden Öz, 7 Haziran 2015 seçimleri sonrası, millî iradenin kararıyla hiçbir partinin tek başına iktidara gelemediğini belirterek "Milletimiz koalisyon kurun, anlaşın, uzlaşın demişti. Maalesef AK Parti, 7 Haziranda milletin iradesine saygı duymadı” dedi.
Ak Parti Koalisyona Yaklaşmadı
Öz 7 Haziran ile ilgili konuşmasını sürdürürken “Ak Parti 7 Haziran sonrası koalisyon oluşmasına yanaşmadığı gibi "AK Parti'yi iktidardan indirirseniz beyaz Toroslar kol gezmeye başlar.", "400 milletvekili verin, bu iş huzur içinde çözülsün.", "Siz, Cumhurbaşkanı yerine başkan seçseydiniz bu terör olayları olmazdı." diye millete âdeta gözdağı verdi. Bu atmosferde gidilen Kasım 2015 seçimlerinde yeniden iktidar oldunuz. Sonrasında "İstikrar sürsün." anlayışınızın aksine maalesef terör olayları devam etti. Bugün de milletimize gözdağı vermeye devam ediyorsunuz, "Başkanlığa geçmezsek terör olayları devam eder, ülke bölünür." şeklinde milletimizi tehdit etmeye devam ediyorsunuz. Yöneticileriniz çıkıp "Referandumdan 'evet' çıkmazsa ülkede iç savaş çıkar." diyor ve yine milleti tehdit ediyor. Cumhurbaşkanı, Başbakan çıkıp "FETÖ, PKK 'hayır' veriyor." diyor ve âdeta "hayır" verecekleri tahakküm altında bırakıyor. 14 yıldır milletin iradesini ağzından düşürmeyen sizler, ne oldu millî iradeye sormak gerekiyor. Halk sizi seçerse iyi, seçmezse terörist, öyle mi? Neden bunu yapıyorsunuz, toplumu kutuplaştırıyorsunuz?” diyen Öz, terör örgütlerinin de hayır diyeceğini söyleyen iktidara sorular yöneltti. Sorularına; “Peki, siz terör örgütlerinin "hayır" diyeceğini nereden biliyorsunuz?” diyerek başlayan Öz, devamında “Acaba "PKK 'hayır' veriyor." algısını yaratıp başka işler mi dönüyor?” diye sordu. Konuşmasına devam eden Öz “Öcalan'ın İmralı tutanaklarında "Biz Tayyip Bey'in başkanlığını destekleriz." dediği biliniyor. Kaldı ki bu Anayasa değişikliğinde idarenin bütünlüğü maddesinde kamu tüzel kişiliği kurulması yetkisi kararnameyle Cumhurbaşkanına veriliyor. Özerklik isteyen bölücü unsurların bu Anayasa değişikliğinde neden "HAYIR"ı destekleyeceği benim aklıma yatmıyor. 14 yıldır tek başınıza iktidarda olmanıza ve dilediğiniz her türlü yasayı Parlamentodan geçirecek çoğunluğa sahip olmanıza rağmen neden bu başkanlık ısrarı, perde arkasındaki siyasi planınız nedir, merak ediyoruz doğrusu” dedi.
CHP ‘li ÖZ ; Anayasa değişikliğine "Rejim değişikliği değil, sistem değişikliği." diyorsunuz ama yine yöneticileriniz çıkıp "Ya masaya elimizi vuracağız ya da bir doksan yıl daha sürünmeye devam edeceğiz, Cumhuriyet rejimi için "Doksan yıllık reklam arası ,Anayasa'nın ilk 4 maddesi değişebilir diyorlar. Gerçekten aklınızdan ne geçiyor, milletten sakladığınız nedir, 80 milyon bunu merak ediyor” diyerek düşüncelerini ifade etti.
“Başkanlık Sistemi, Ya Hep Ya Hiç”
Başkanlık sisteminin "Ya hep ya hiç." kuralına dayanan, yüzde 51'in her şeyi kazandığı, yüzde 49'un hiçe sayıldığı bir sistem olduğunu vurgulayan ÖZ, “Bu Anayasa önerisi başkanlık ya da yarı başkanlık sistemleriyle bağdaşmayan, kişisel iktidar projesidir” dedi. Hemen ardından Öz “Bu taslak hukuk devleti ilkesi çerçevesinde, bireysel hak ve özgürlüklere ağır darbe vuracaktır. İstikrar adına demokrasiyi öteleyen bu anlayışın, Türkiye'nin asıl ihtiyacının toplumda demokratik bir uzlaşma ve iş barışımızın sağlanması olduğunu gözlerden kaçırmaması gerekir. Türkiye gibi kültürel, etnik, dinsel, ideolojik bakımlardan çeşitliliğin olduğu bir ülkede, farklı değerlere, inançlara sahip yurttaşlara özgürlük, hoşgörü ve uzlaşma gibi demokratik değerler çerçevesinde bir arada yaşayabilme koşullarının yaratılması gerekmektedir. Çoğunluğun hâkimiyetini sağlamayı amaçlayan bir anlayışın toplumsal ihtiyaçlara cevap verebilmesi mümkün değildir. Bu doğrultuda, demokratikleşme yolunda bir zümrenin yöneteceği devlet anlayışının yerine, özgürlükçü ve katılımcı parlamenter sistemin güçlendirilmesi gerekmektedir.” diyerek sözlerini alternatif anayasa düşünceleri ile devam ettirdi.
“Alternatif Anayasa”
Öz "Cumhuriyet Halk Partisinin alternatif bir anayasa çalışması yok." denmesi de büyük bir yalandır. Topluma her zaman olduğu gibi, algı yönetimiyle yalan söylenmektedir. Cumhuriyet Halk Partisinin seçim bildirgelerinde ve verdiği tekliflerde olduğu gibi, Siyasi Partiler Kanunu'nun değişmesi, seçim barajının düşmesi, milletvekillerinin halk tarafından seçilmesi gibi daha özgürlükçü, daha demokratik bir anayasa hazırlanması gerektiği hep vurgulanmaktadır. Bu paketin içerisinde demokrasi adına, memleket yararına, milletin yararına bir tane madde yoktur. Özgür basın, özgür bir toplum, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, sendikaların özgürce çalışabilmeleriyle ilgili bir madde yoktur; esnaf, çiftçi, emekli, sanayici yoktur; bütün düzenlemeler milletin yararına değil, sadece bir kişinin yararına düzenlenmiştir. Toplumumuzun birlik ve beraberliğe ihtiyacı vardır. Başkanlık ısrarı yüzünden toplum demokrasiden uzaklaşmaktadır. Oysa bu toplum yüz yıllardır bu coğrafyada kardeşçe yaşamıştır. Milletimizin özünde birlik ve beraberlik vardır. İşte bu anlayışla, Çanakkale'de işgal kuvvetlerine karşı bu millet tek vücut olmuş, hangi etnik kökenden olursa olsun Anadolu'nun her yerinden ve toplumun tüm kesimlerinden Çanakkale'ye gelen kınalı kuzuların, kadınların, çocukların oluşturduğu birlik ve beraberlikle düşman kuvvetlerine "Dur" denmiştir. İşte bu toplumsal uzlaşmanın adı Çanakkale ruhudur. Çanakkale ruhundan bir ulus doğmuştur, bir millet doğmuştur. O ruh sayesinde milletin egemenliği saraydan alınıp milletin kendisine verilmiştir. O yüzdendir ki bugün bir zümrenin iradesine değil, milletimiz kendi iradesine sahip çıkacaktır. Atalarımızın yaptığı gibi, bu toprak için toprak olanlara, düşmana karşı birlik olanlara, milletin iradesine bağlı kalacaktır” dedi.
Tek Vücut Olmuş Atalarımıza Bağlı Kalmak Zorundayız
Konuşmasının sonralarına doğru Öz; “Cumhuriyetin, millî egemenliğin ön sözünün yazıldığı Çanakkale'yi düşünmek, Çanakkale ruhuna bağlı kalmak, bizlerin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinde kurmuş olduğumuz birlikteliği, tek vücut olmuş ve bir ulusu yaratan atalarımıza bağlı kalmak zorundayız. Aziz milletimize seslenmek istiyorum: Bu bir siyasi parti seçimi değildir. 16 Nisanda atacağımız oylarla ne Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı seçeceksiniz ne de Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nu; ne AK Parti'ye oy atmış olacaksınız ne de Cumhuriyet Halk Partisine. Ülkemizin kaderini oylayacağız. Ülkenin idaresi milletin kendisi tarafından mı yönetilecek yoksa bir zümre tarafından mı yönetilecek, bunu oylayacağız. Millî iradeyi, parlamenter sistemi oylayacağız. Milletimiz ülkemizin bekasını bir kişinin eline bırakmayacak ve milletimiz kendi iradesine sahip çıkacaktır.” diyerek sözlerini tamamladı.