Nuhoğulları, nörogelişimsel yoga eğitimlerinin yalnızca fizyoterapistlere verilmesinin temel nedenini şu sözlerle açıkladı:
“Bu yoga türü tamamen sinir sistemi odaklı bir yapıya sahip. Anatomiyi, fizyolojiyi ve insan bedeninin tüm mekanik yapılarını bilen fizyoterapistler, hareketin sınırlarını ve güvenli alanlarını çok daha iyi analiz edebiliyor. Bu yüzden nörogelişimsel yoga yalnızca fizyoterapistlere öğretiliyor.”
“Hareketi güvenli yapmak, sakatlanmadan hareket etmektir”
Nuhoğulları, günlük hayatta yapılan yanlış hareketlerin, aşırı eklem açıklıklarının ve duruş bozukluklarının hem ortopedik hem de mekanik problemlere yol açtığını belirterek güvenli hareketin önemine dikkat çekti:
“Her egzersiz doğru uygulanmadığında fayda sağlamaz. Aksine vücutta stres, yıpranma ve sakatlanma riski oluşturur. Hareketi güvenli yapmak, bedeni tanımak ve sınırların içinde kalarak ilerlemek demektir.”
“Yoga, sinir sistemini düzenleyerek bedene eski doğrularını hatırlatır”
Günümüzde yoganın çoğunlukla görsel ve fiziksel yönüyle öne çıkarıldığını ifade eden Nuhoğulları, nörogelişimsel yoganın farkını şöyle anlattı:
“Bebeklik döneminde sahip olduğumuz ama yaşamın stresleriyle kaybettiğimiz birçok hareket paterni var; örneğin diyafram solunumu. Sinir sistemimizde kayıtlı olan bu hareketleri doğru teknikler ve yönlendirmelerle yeniden bedene hatırlatıyoruz. Yoga burada bedenin, zihnin ve duyguların bütüncül şekilde düzenlenmesini sağlıyor.”
Klasik yoga ile nörogelişimsel yoga arasındaki fark
Geleneksel yogada hareketlerin daha yüzeysel yapıldığını belirten Nuhoğulları, nörogelişimsel yoganın bilimsel temeline dikkat çekti:
“Biz hareketi sadece yapmakla kalmıyoruz; sinir sisteminin nasıl yanıt verdiğini, neden yaptığımızı, bedende nasıl bir kayıt oluştuğunu açıklıyoruz. Hareket yalnızca matta kalmıyor. Günlük yaşamda trafikte beklerken bile öğrendiğiniz bir tekniği kullanabiliyor olmanız, işte nörogelişimsel yoganın etkisidir.”
“Diyafram nefesi bağışıklığı güçlendirir, sinir sistemini sakinleştirir”
Doğru nefesin nörogelişimsel yoganın merkezinde olduğunu belirten Nuhoğulları, diyafram nefesinin önemini şöyle anlattı:
“Diyaframa doğru alınan her nefes, damar ve lenfatik sistemde masaj etkisi yaratır. Bu hem bağışıklığı güçlendirir hem dolaşımı artırır hem de kişiyi ana getirerek sinir sistemini sakinleştirir.”
Yanlış nefes ve duruş bozukluğu arasındaki ilişki
Yoğun stresin beden üzerinde yarattığı etkileri anlatan Nuhoğulları, yanlış nefes ve duruş bozukluklarının birbirini tetiklediğini vurguladı:
“Stres sinir sisteminde bir ritim oluşturur. Bu ritim bozulduğunda kişi sürekli savaş moduna geçer; diş sıkma, omuzları yukarı çekme, bağırsak problemleri, uyku bozuklukları ortaya çıkar. Beden ritmi bozulduğunda duruş da bozulur. Bu kısır döngü zamanla kronik ağrılara yol açar.”
“Herkesin bedeni biriciktir; yanlış yoga pratiği strese ve ağrıya yol açar”
Yoga çalışmalarında yapılan hatalara değinen Nuhoğulları, kişiye uygun olmayan her hareketin stres ve ağrı yarattığını belirtti:
“Beden potansiyelini aşan her hareket, iyi gelmek yerine zarar verebilir. ‘Yoga bana iyi gelmiyor’ diyenlerin büyük kısmı beden sınırlarını tanımadığı için zorlanıyor. En önemli şey iç farkındalık. Hareket, iyilik halini desteklemek içindir.”
Zihinsel gevşemenin tedavi sürecine etkisi
Kronik ağrı yaşayan kişilerin zihinsel gevşemeye ihtiyaç duyduğunu söyleyen Nuhoğulları, tedavi sürecinde zihnin rolünü şöyle anlattı:
“Zihin gevşediğinde nefes regüle olur, dolaşım artar, duyular yumuşar. Bu durum hem fizyoterapi sürecini hızlandırır hem de hastanın iyileşme kapasitesini artırır. Güncel literatür artık zihinsel gevşemenin tedavinin bir parçası olduğunu söylüyor.”
Düzenli yoga yapan kişinin bedeninde neler değişir?
Düzenli yoga pratiğinin sadece fiziksel değil, duygusal ve zihinsel farkındalığı da artırdığını ifade eden Nuhoğulları, şöyle konuştu:
“Kişi bedenini daha iyi tanır, orta hattını yeniden bulur, postürü toparlanır. İç görü arttıkça duruş düzenlenir, iyi hissetme hali artar. Yoga burada sadece bir hareket değil, beden eğitiminin bir parçası oluyor.”
“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir”
Açıklamalarının sonunda Atatürk’ün sözlerinden yola çıkarak, bilginin önemine vurgu yapan Nuhoğulları, sözlerini şöyle tamamladı:
“Her hareket herkese göre değişir. İyileşme iç görüyle başlar. Artık sadece dokulara bakmak eski bir bilgi; duyusal ve duygusal veriler de sürecin bir parçası. Fizyoterapist ve sinir sistemi bilgisi hayatınızda büyük bir avantaj sağlar. Çünkü beden, gördüğü her pozitif ve negatif durumu kayıt altına alır. Kendinize yatırım yapmayı unutmayın, ilimden ve fenden ayrılmayın.”
Fizyoterapist Elif Nuhoğulları, Çanakkale Belediyesi ile ortaklaşa düzenlenen birçok açık hava fizyoterapi etkinliğinde, sakatlanmadan hareket etmenin önemini vurgulayan çalışmalar ve çeşitli workshoplar da yürütüyor.