Kaleninsesi’ne konuşan Şen, açık sulama sistemi nedeniyle ciddi su kayıpları yaşandığını, yeterli kar yağışı olmadığı için kaynakların erken tükenebileceğini belirterek kapalı sulama sistemine geçişin artık ertelenemez bir zorunluluk olduğunu vurguladı. “Mesele suyun varlığı değil, nasıl kullanıldığı” diyen Şen, plansız tüketimin sezon ortasında yeniden kuraklık riskini gündeme getirebileceğini ifade etti.
Çanakkale’nin tarımsal üretim merkezlerinden Bayramiç’te üreticileri sevindiren bir gelişme yaşandı. 96 milyon 500 bin metreküp su depolama kapasitesine sahip ve geniş bir tarım havzasına hayat veren Bayramiç Barajı, Ocak ayındaki yağışların etkisiyle yüzde 100 doluluk oranına ulaştı. Ancak barajdaki bu sevindirici tabloya rağmen Bayramiç Ziraat Odası Başkanı Mesut Şen, mevcut doluluk oranının kimseyi yanıltmasın diyerek, asıl meselenin suyun nasıl ve hangi sistemle kullanıldığı olduğuna dikkat çekti.
Yaşamın temel kaynağı olan su, yalnızca hayati bir ihtiyaç değil, aynı zamanda geçim kaynaklarının, ekonomik kalkınmanın ve toplumsal refahın da temel unsurlarından biri. Suyun en yoğun kullanıldığı sektörlerin başında tarım geliyor. Çanakkale’de son yağışlarla birlikte barajlar doluluk oranlarına ulaştı. Ancak bu suyun sürdürülebilir olması için yeterli değil.
Bayramiç Barajı yalnızca Bayramiç ilçe merkezine değil; Ezine ve Kumkale ovalarını da kapsayan geniş bir sulama sahasına hizmet veriyor. Hâlihazırda yaklaşık 165 bin dekar tarım arazisinin sulanabildiği barajın, kapalı sulama sistemine geçilmesi halinde 250 bin dekara kadar alanı sulayabilecek potansiyele sahip olduğu ifade ediliyor. Ancak mevcut durumda sulamanın büyük ölçüde açık kanalet sistemiyle yapılması, su kaybını ciddi boyutlara ulaştırıyor.
Mesut Şen, doluluk oranının yüksek olmasının tek başına güvence olmadığını şu sözlerle anlattı:
“Baraj dolu diye kimse rahatlamamalı. Geçtiğimiz yıl Kaz Dağları uzun süre karla kaplıydı. Bu kar örtüsü sayesinde göletler ve doğal su kaynakları Haziran ayına kadar beslenebildi. Ancak bu yıl kış mevsiminde yeterli kar yağışı olmadı. Bu nedenle yüzey sularının beslenme süresi kısalabilir. Mevcut tabloya göre, su kaynaklarının Mayıs ayı başlarında ciddi şekilde azalması söz konusu olabilir.”
Şen, sorunun yalnızca Bayramiç’e özgü olmadığını, kuraklık ve su krizi riskinin küresel ölçekte arttığını vurguladı. Türkiye’nin genel su potansiyeline rağmen kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı açısından “su fakiri ülkeler” kategorisine yaklaştığını hatırlatarak, özellikle tarımda plansız ve ölçüsüz su kullanımının gelecekte üretimi tehdit edeceğini söyledi.
Açık Sistem Büyük Kayıp Yaratıyor
Bölgede halen kullanılan açık sulama sistemi, suyun kaynağından tarlaya ulaşana kadar ciddi kayıplara uğramasına neden oluyor. Buharlaşma, sızma ve iletim sırasında yaşanan kaçaklar nedeniyle barajdan bırakılan suyun önemli bir bölümü tarımsal üretime katkı sunamadan kaybediliyor. Şen, “Açık kanallarda su saatlerce akıyor. 5 saat, 10 saat derken gereğinden fazla su kullanılıyor. Sayaç sistemi olmadığı için üretici ne kadar su tükettiğini bilmiyor ve aynı ücreti ödediği için tasarruf bilinci de oluşmuyor” dedi.
Kapalı basınçlı sulama sistemine geçişin ise hem alanı genişleteceği hem de su verimliliğini ciddi oranda artıracağı belirtiliyor. Şen’e göre bu sistemle aynı su miktarıyla bir sezon yerine iki sezon sulama yapmak mümkün olabilecek. Ayrıca sayaçlı kullanım sayesinde üretici yalnızca tükettiği su kadar ödeme yapacak. Bu da bilinçsiz ve aşırı sulamanın önüne geçecek.
“Bir parsel için 4 saat sulama yeterliyse, kapalı sistemde su sadece o süre boyunca verilecek. Ne 15 dakika fazla ne de saatlerce gereksiz akış olacak. Buharlaşma azalacak, iletim kayıpları minimuma inecek. Bu hem barajın ömrünü uzatır hem de üreticinin geleceğini güvence altına alır.”
Çeltik ve Meyve Üretimi İçin Hayati
Bayramiç havzasında suya en çok ihtiyaç duyan üretim kollarının başında çeltik ve meyvecilik geliyor. Su temininde yaşanacak düzensizlikler, özellikle çeltik üreticisini doğrudan etkiliyor. Açık sistemde kaçak çeltik sulamaları ve düzensiz dağıtım nedeniyle ana parsellerine zamanında su ulaşamayan üreticiler her yıl sorun yaşıyor. Kapalı sistemin devreye girmesiyle suyun daha planlı ve adil dağıtılacağı, üreticiler arasında yaşanan su anlaşmazlıklarının da azalacağı belirtiliyor.
Bayramiç Ziraat Odası’nın Devlet Su İşleri (DSİ) ile gerekli yazışmaları yaptığı ve teknik sürecin büyük ölçüde tamamlandığı ifade edilirken, işin uygulama ve ihale boyutunun müteahhit aşamasında olduğu belirtiliyor. Şen, sürecin hızlanması için siyasi temsilcilerin de konuyu öncelikli gündem haline getirmesi gerektiğini dile getirdi. Şen yaptığı açıklamada; “Barajımız her yıl doluyor ama aynı şekilde hızla boşalıyor. Bu döngüyü sürdürülebilir kılmak zorundayız. Aksi halde sezon ortasında yine kuraklık konuşuruz. Bu gidişle kaç yıl daha böyle idare ederiz, bilinmez,” dedi.
Geleceğe Yönelik Çözüm Önerileri
Şen, yalnızca kapalı sulama sisteminin değil, uzun vadede yer altı besleme havuzları ve yağmur suyu hasadı gibi uygulamaların da devreye alınması gerektiğini belirtti. Yağışlı dönemlerde toplanan suların depolanarak tarımsal sulamada kullanılması, iklim değişikliğinin etkilerini hafifletecek önemli adımlar arasında görülüyor.
Şen, Kaleninsesi’ne yaptığı açıklamanın sonunda çarpıcı bir gerçeği göler önüne serdi: “Su artık sınırsız bir kaynak değil. Depolamak, planlamak ve kontrollü kullanmak zorundayız. Bugün dolu olan baraj, yarın yetersiz kalabilir. Bu yüzden bugünden önlem almak zorundayız,” dedi.
Bayramiç Barajı’ndaki yüzde 100 doluluk oranı üretici için umut verici olsa da, bölgedeki yetkililerinde açıkladığı gibi asıl mesele suyun ne kadar olduğu değil, nasıl yönetildiğidir. Bir de kapalı sulama sistemine geçiş ile hem bölge tarımının sürdürülebilirliği hem de su kaynaklarının korunması üzerinde durulması gereken bir süreçtir.