İşlenmiş gıdalara dayalı diyetlerin ve hareketsiz yaşam tarzının sağlığımızın en büyük düşmanları olduğunu belirtti.
Ayrıca fiziksel egzersiz ve beslenme alışkanlıklarında yapılacak belirgin değişikliklerin, kronik hastalıkların oluşumunu yüzde 60 oranında azaltabileceğini ifade etti. Özellikle obezite ve diyabetin hızla yayıldığı günümüzde, sağlıklı bir yaşam tarzının benimsenmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı.
Prof. Dr. Erk, obezitenin temel nedeninin fazla kalori alımı olduğunu belirterek, yağ, şeker, tuz oranı yüksek, kalorisi yüksek, besin değeri düşük gıdaların tüketilmesinin obeziteye zemin hazırladığını ifade etti. Ayrıca, obezitenin diyabet riskini artırdığını ve dünya genelinde obezite sorununun önlenebilir ölüm nedenlerinin başında geldiğini söyledi.
Beslenme alışkanlıklarının yanı sıra, enfeksiyonlar, stres, toksinler, alerjenler, sigara ve alkol gibi faktörlerin de kronik hastalıkların tetikleyicileri olabileceğine dikkat çekti. Bu nedenle, mümkün olduğunca enfeksiyonlardan ve alerjenlerden korunmak, stresi yönetmek, sigara ve alkolden uzak durmak gibi önlemler almanın önemli olduğunu vurguladı.
Son olarak her yiyeceğin sadece bir besin kaynağı olmadığını, aynı zamanda genlerimize, hormonlarımıza, metabolizmamıza, mikrobiyotamıza ve ruh halimize mesajlar gönderdiğini ifade eden Prof. Dr. Erk, sağlıklı beslenmenin genlerimizi olumlu yönde etkileyebileceğini ve kronik hastalık riskini azaltabileceğini söyledi.