← Ana Sayfa
Kültür

Kartvizitli köy öğretmeni Odabaşı; ‘9. KİTAP YOLDA, 10 KİTAP HAZIR’ (07.11.2021)

✍️ Haber Merkezi 📅 07 Kasım 2021 13:05 👁️ 0 görüntüleme

Kendi deyimiyle kartviziti köy öğretmeni olan yazar ve şair Şuayip Odabaşı, yeni kitabı için hazırlıklarda sona gelindiğini duy...

Çanakkaleli yazar ve şair Şuayip Odabaşı, ağırlıklı olarak kendi yöresinin tarihine, özelliklerine, kültürüne son derece hakim kalemiyle okuyucularıyla buluşuyor. 9’uncu kitabını yayımlayan kartvizitli köy öğretmeni Odabaşı, 1957 senesinde Çanakkale Yenice’de doğdu. Yerel gazetelerde ve sanat dergilerinde köşe yazarlığı yapan Odabaşı, yazar ve şairliğin yanı sıra ozanlık ve beste çalışmalarıyla müzik severleri büyülüyor. Çeşitli antolojilerde şiirleri yayımlanan kartvizitli köy öğretmeni Odabaşı, Onur Akın'ın ‘Seni Aşka Yazmalı’ albümündeki 'Sevgi Penceresi' isimli şarkının sözlerini yazan şair olarak karşımıza çıkıyor. Bugüne kadar çıkardığı kitaplar ise, birbirinden ilgi çekici eserler.

Yazar ve Şair Odabaşı’nın şimdiye kadar; ‘Cepteki Parmaklar’ isimli öykü kitabı, ‘Ölüler Kentinin Ozanı’ isimli şiir kitabı, ‘Tütün Benizli İnsanlar’ isimli yaşanmış öyküler, ‘Benim Kahramanlarım’ isimli Çanakkale savaşlarıyla ilgili çocuk öyküleri, ‘Kepez Harman Yeri’ isimli öykü kitabı, ‘Nefret Nasıl Düşer Gönlümüze?’, ‘Benim Kahramanlarım-2’ ve ‘Şakşakçılar Derneği’ kitapları yayımlandı. Yazar ve şair Odabaşı’nın yayımlanan kitaplarının tanıtım bültenleri ise oldukça ilgi çekici. Kitaplarından bazıları;

CEPTEKİ PARMAKLAR

Şuayip Odabaşı, kendi deyimiyle 'kartviziti köy öğretmeni olan' bir yazar. Bununla birlikte ağırlıklı olarak kendi yöresinin tarihine, özelliklerine, kültürüne son derece hakim, aynı topraklarda yaşadığı insanları duyarlı bir aydın özeniyle içselleştirmiş, özümsemiş bir kalem. Odabaşı'nın, okurlarıyla paylaştığı öyküleri de bu değerleri kuşanmış bir yazarın kaleminden döküldüğünü ilk anda gösteriyor. Cepteki Parmaklar'ı okurken, zaman zaman gülümseyecek, zaman zaman hüzünlenecek, bolca düşünecek, ama en çok, unutulmaya yüz tutmuş değerlerimizi anımsayacaksınız.

ÖLÜLER KENTİNİN OZANI

İlk kitabı Cepteki Parmaklar ile yayıncılık dünyasına merhaba diyen Şuayip Odabaşı, bu kez şiirleriyle okurlarının karşısına çıkıyor ve yine bu toprakların derdine, hüznüne, sevincine, tasasına; yine bu topraklardan bir dille sözcü oluyor.

"Yoktur insanımın gözü kulağı,

Zincire vurulmuş eli ayağı,

Bitmiş kelimeler dilsiz dudağı.

Ölüler kentinin ozanıyım ben,

Tarifsiz dertlerin kazanıyım ben."

TÜTÜN BENİZLİ İNSANLAR

Daha önce öyküleri ve şiirleri ile okurlarının karşısına çıkan Şuayip Odabaşı, bu kitabıyla Türkiye'de sayıları günden güne azalan yerel tarihçilerden biri olduğunu da ortaya koyuyor. Tütün Benizli İnsanlar'da Odabaşı, yaşadığı bölgenin kültür taşıyıcılığına soyunuyor ve birbirinden ilginç ve insanı gülümseten öykülerle okurlarını selamlıyor. "Yenice’nin sevecen insanları; ekmeğini topraktan kazanıp, alın teriyle yoğuran insanlar…

Sizin çileli yaşantılarınızın uzantısı olarak, biz bugünlere geldik. Bugün, elimizin altında birçok şey varsa, aç değilsek, açıkta değilsek, hepsini sizlere borçluyuz. Sizin yaşantınız içinde; “bizi güldüren ve düşündüren gerçekten yaşanmış öykücükleriniz” dillerden dillere aktarılacak. Ben de bu çalışmamla, bir şeyler yapmanın mutluluğunu hep yüreğimde taşıyacağım..."

BENİM KAHRAMANLARIM

Odabaşı, bu kitabında çok önemli bir göreve soyunuyor ve küçük dostlarımıza, geçmişi ve bugünü geleceğe taşıyacak olanlara, bu toprakların gördüğü en büyük kahramanlık destanı olan Çanakkale Savaşı'nı anlatıyor. Birbirinden çarpıcı hikâyeler ve o hikâyelerden alınacak yaşamsal değere sahip derslerle... Anlat Yahya anlat. Herkese anlat. Ayakkabısız, çarıksız, mintansız, ekmeksiz geçen günleri de anlat. Bu vatana canlarını veren isimsiz kahramanları da anlat. Anlat ki dinleyenlerin, bu günlere şükür edecekleri bir hikâyeleri olsun.

KEPEZ HARMAN YERİ

Çamlıkta oturdum, bir taş üstüne,

Gözlerini deniz gördüm Kepez’in.

Gecenin koynunda, dalga sesinde,

Yüzlerini yeliz gördüm Kepez’in.

Yıldızları tutup, koydum önüme.

Çok eski bir şarkı düştü dilime.

Yalanım yok imanıma dinime.

Duruşunu filiz gördüm Kepez’in.

NEFRET NASIL DÜŞER GÖNLÜMÜZE?

Nefret; kimi ısıracağını bilecek kadar akıllıdır. Ancak, katliam yapacak kadar da paranoyaktır. Nefreti gönüllere düşürecek hareketlerden kaçınmak gerekir. Yoksa sinsi sinsi oluşturduğumuz nefret canavarının altında ezilirken, düşünmeye vaktimiz olmayabilir. Olmaz da! İş işten geçtikten sonra; ‘Ben, biz nerede hata yaptım, yaptık?’ diye sorgulamak, bizi, bizleri, hiçbir insanı asla olumlu bir sonuca götürmez. Ölen ölmüş, giden gitmiştir. Önemli olan, ilk baştan doğru plan yapmak ve doğru uygulamaktır. Adalet! Her şeyde adalet! Bilinmelidir ki; Yüze gülenlerin, nefret ateşi daha yakıcı olur. Nefret, nefreti doğuran insanın yakasındadır hep. Uyandığında, ilk olarak yakasında barındığı insanı yok eder.

Ve de; ‘Yüreğinde nefreti emzirenler, adaleti sağlayamazlar.’ Türk filmlerinde çok duyduğumuz sözlerden birisi. ‘Nefret ediyorum senden!’ Bu sözün muhatabı düşünmeden sorar. ‘Neden?’ sorusunu sormak yerine, geçmişe dönüp düşünmek gerekir. ‘Ben nerede yanlış yaptım? Neden benden nefret ediyor, ediyorlar?’ diye. Hepimiz, gönül tarlalarına, tarlalarımıza bir şekilde nefret tohumları ekiyoruz. Elbet günü gelince hasadını da yapacağız. O zaman, ‘Neden?’ sorusunun cevabı kendiliğinden verilecek. Bilmeliyiz ki; ‘Nefret tohumlarının ekildiği bahçelerde sevgi çiçekleri yeşermez’

ŞAKŞAKÇILAR DERNEĞİ

Evde bir tartışma bir tartışma, sormayın. Konu şu; “Yemekler tuzlu mu olsun tuzsuz mu?”Evde sekiz kişiyiz. Bendeniz hane reisi. Benim hanım. Çocuklarımın dedesi, ninesi, yani benim babam annem. Bir oğlum, iki kızım. Birde oğlumun ayrıldığı eşinden, bizim baktığımız ilkokula giden torunum.

Hanım; “Yemekler tuzsuz olursa damak tadı olmaz. Tuzlu olmalı” diye gürlüyor. Ben hane reisi olarak; “Tuz tansiyonu tetikliyor. Diğer hastalıklara zemin hazırlıyor. Yemekler tuzsuz pişsin diyorum.” Babamla annemde benim yanımda bu konuda. Oğlumla, iki kızımın da bizi desteklediğini anlıyordum konuşmalarından. Torunun ise konuşulanlara sadece gülüyordu.

Evde başlayan bu tartışma bitmek bilmiyordu. “Yemekler tuzlu mu pişsin tuzsuz mu?”

Tam on gündür sürekli, yemeklerin tuzunu tartışır olduk. Herkes bu tartışmadan bıkar hale geldi. Hanım en sonunda; “demokratik olsun alacağımız karar. Herkes alınan karara saygılı olsun” diye halkoylaması yani referandum teklifinde bulundu. Akşam yemeğinde, mutfakta yapılan açık oylamada, 8 “evet” 0 “hayır” oyuyla, ezici bir çoğunlukla referandum kararı alındı. Beş gün herkesin fikirlerini kabul ettirebilmesi için konuşma, siyaset yapma hakkı vardı. Herkes gizli gizli çalışmalara başladı. Referandum ilk cumartesi günü yapılacak. “Sayısal çoğunluk, her zaman doğruyu göstermez,” derler. Bakalım bu referandum nasıl sonuçlanacak? Hep birlikte göreceğiz.

Damla YELTEKİN

İlgili Haberler

Sundance Prömiyerli "Davet" Geliyor
12.08.2026
Troya Atı’nın sırrı 2 bin 700 yıllık vazoda ortaya çıktı! İşte bilinen en eski tasviri
11.08.2026
63. Uluslararası Troya Festivali’nde Selin Geçit rüzgârı
11.08.2026
Doğaya Sanat Programı Kazdağları'nda Başladı
11.08.2026
“Gözkırpankız” Neden Silindi? Cemil Onay Yıllar Sonra Açıkladı
10.08.2026
“Kaz Dağları’nın Fısıltısı Kuş Düşleri” Sergisi sanatseverlerle buluşuyor
10.08.2026
6. Bozcaada Kültür, Sanat ve Bağbozumu Festivali’nde Çan Kahot rüzgârı esecek
10.08.2026
Gümüşçay Panayırı yoğun ilgiyle sona erdi
10.08.2026
Troya’da tarihin izleri ortaya çıkıyor; 2 Bin Yıllık Roma Caddesi'nde kazı çalışması!
10.08.2026
Miz Volume XII Grup Sergisi Galeri/Miz'de
10.08.2026
700 yıllık fetih ruhu marşlarla yaşatılıyor
10.08.2026
Fevzipaşa’da Akşam Pazarı Büyük İlgi Gördü
09.08.2026
63. Uluslararası Troya Festivali programları dolu dolu geliyor
09.08.2026
Gümüşçay’a renk katan panayır!
09.08.2026
Bozcaada’da sinema keyfi!
09.08.2026
Gökçeada’da 30 Ağustos coşkusu: Ufuk Beydemir sahne alacak
09.08.2026