← Ana Sayfa
Sağlık

KALP HASTALIĞINDA KONTROL ALTINA ALINABİLECEK RİSK FAKTÖRLERİ 21.08.2019

✍️ Haber Merkezi 📅 21 Ağustos 2019 13:47 👁️ 0 görüntüleme

Dolaşım sistemi hastalıkları yüzde 40’lık bir oranla ülkemizde en sık rastlanan ölüm nedeni. Bu hastalıkların yine yüzde 40’ını...

Değiştirilemeyen faktörlerin farkında olun!

Koroner kalp hastalıklarında yaş, cinsiyet ve genetik etkiler, değiştirilemeyen faktörler olarak tanımlanıyor. Özellikle 65 yaşından sonra damarların hasar görme ve daralma riski artıyor. Erkeklerde koroner kalp hastalığı genelde daha yüksek olmakla birlikte kadınlarda da menopoz sonrası risk artıyor; 70 yaşından sonra ise her iki cinste de risk eşitleniyor. Ailesinde, özellikle birinci derece akrabalarda kadınlarda 55, erkeklerde 65 yaş öncesi kalp damar hastalığı varsa risk anlamlı ölçüde artıyor.

Kontrol edilebilir riskleri yaşam tarzınızı değiştirerek yönetin

Değiştirilemeyen faktörlerin dışında yaşam tarzında farklılıklar yaratarak hastalık riski kayda değer ölçüde azaltılabiliyor. Uzmanlar, kontrol altına alınabilecek risk faktörlerini şöyle sıralıyor:

* Sigara kullanımı: Başta akciğer kanseri olmak üzere birçok hastalığın bir numaralı nedeni olan sigara ve tütün kullanımı kalp damar hastalıklarında da ilk sırada yer alıyor. Kalp hastalıklarında en başta gelen önlenebilir risk faktörü olan sigara kullanımı, dumansız tütün ürünleri ya da elektronik sigara tercih edilse dahi ciddi hasar yaratıyor. Riski kontrol etmenin tek şartı sigaraya elveda demek. Sigara bırakıldıktan sonra, kalp hızı ve kan basıncı normale dönüyor; bir yıl sonra koroner damar hastalıkları riski, içmeyen birinin riskinin yarısına kadar iniyor; 15 yıl sonra ise eşitleniyor.

* Kontrolsüz Diyabet: Diyabeti olan hastalarda en sık ölüm nedeni yüzde 60 ile kalp ve damar hastalıkları. Her iki diyabet türünde de kalp damar hastalıkları riski 2-3 kat artmış oluyor ve hastalığın seyri de daha kötü hale geliyor. Bu risk özellikle diyabetin kontrolsüz olması halinde artıyor. Diyabetin sadece kendisi değil, eşlik ettiği kan basıncı yüksekliği ve iyi huylu kolesterolün düşük olması da riskin artmasında rol oynuyor.

* Hipertansiyon: Tuz tüketiminin yoğun olduğu ülkemizde 2010 yılı verilerine göre her 100 kişiden 24’ü hipertansiyon hastası. Tuzun azaltılması ve antihipertansif ilaçların düzenli kullanılması kalp damar hastalıkları riskinin azaltılmasında önemli. Özellikle mevsim değişikliklerinde ve kan basıncı düzeylerinde değişiklik olduğunda, tedavinin düzenlenmesi için takip eden doktorla sürekli bağlantıda olmak öneriliyor çünkü tansiyon ilacını almak ancak kan basıncını takip etmemek, kan basıncının kontrol altında olduğu anlamına gelmiyor.

* Obezite: Obezitenin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde artışta olduğu bir gerçek. Özellikle santral obezite olarak tanımlanan bel çevresinin, kadında 88 cm’den, erkekte ise 102 cm’den fazla olduğu duruma, Türkiye Diyabet, Obezite ve Hipertansiyon Çalışması (TURDEP) verilerine göre her 100 kadından 48’inde, erkeklerde ise her 100 erkekten 17’sinde rastlanıyor. Obeziteye bağlı hastalık risklerinden korunmak için ideal vücut kitle indeksinin (kilogram olarak vücut ağırlığının, metre olarak boy uzunluğunun karesine bölünmesi) 20-25 kg/m2; bel çevresinin erkeklerde 94 cm’den, kadınlarda ise 80 cm’den küçük olması gerekiyor. Bu hedeflerin sağlanması için fiziksel aktivite ile birlikte sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor. Doymuş yağlardan fakir, tam tahıllı ürünlerle beraber balık, sebze ve meyveden zengin beslenme şeklinin benimsenmesi şart.

* Kolesterol yüksekliği: Kolesterol ile ilgili bilgi karışıklığı ne yazık ki hastaların gerekli tedaviyi almamalarına veya özellikle kalp hastalığı olan hastaların çok önemli statin tedavisini bırakmasına sebep olabiliyor. Bu sebeple doğru bilgi sahibi olmak hayati önemde. Kötü huylu kolesterol (LDL) değerindeki her 10 mg/dl lik artış kalp krizi riskini yüzde 20 arttırırken; iyi huylu kolesterol (HDL) değerindeki her 1 mg/dl’lik artış ise kalp hastalığı riskini yüzde 2 ila 3 oranında azaltıyor.

* Psikososyal faktörler: İşyerinde devamlı stres altında olmak, sürekli artan çalışma saatleri kalp hastalıklarının daha erken ortaya çıkmasına neden oluyor. Depresyon ise hem koroner kalp hastalığı oluşumu hem de sonuçlarının daha kötü seyretmesini beraberinde getiriyor.

* Az hareket: Her gün 30 dakika, haftada 5 gün orta şiddette egzersiz yapılması kalp damar hastalıklarından korunmak için de bir gereklilik. Hastaların sıklıkla sorduğu günlük aktivitelerde hareketli olunması durumu (örneğin: sürekli ev işi yapıyorum, gibi) ise istenilen hedefi karşılamıyor. Özellikle tempolu yürüyüş veya yürümekle ilgili sorunu olanların fırsatı olması halinde yüzmesi öneriliyor. BÜLTEN

İlgili Haberler

Kaymakam Kayabaşı’ndan hastane ziyareti!
13.08.2026
Erenoğlu’ndan ÇOMÜ Hastanesi Mesajı: “Daha İyi Olması İçin Çalışıyoruz”
10.08.2026
ÇOMÜ'lü akademisyenin Yerli üretim "BOTOKS Etkili" Kremi eczanelerde
09.08.2026
Ezine İlçe Sağlık Müdürlüğünden Köylerde KKKA ve Sıtma Bilgilendirme Seferberliği
08.08.2026
Eceabat Devlet Hastanesi’nden annelere önemli emzirme mesajı
08.08.2026
Yenice Devlet Hastanesinde Toplantı
08.08.2026
Çanakkale'de Dünya Emzirme Haftası'na farkındalık etkinliği
07.08.2026
Yazın serinlerken diş sağlığınızı tehlikeye atmayın
07.08.2026
ÇOMÜ Hastanesi’nde farkındalık standı!
06.08.2026
Beyin tümörü ameliyatlarında ÇOMÜ imzası!
06.08.2026
ÇOMÜ Hastanesi'nde laparoskopik yöntemle başarılı ameliyat!
06.08.2026
Yazın serinlerken diş sağlığınızı tehlikeye atmayın
06.08.2026
Çan Devlet Hastanesi'nde Dünya Emzirme Haftası İçin Farkındalık Standı Kuruldu
05.08.2026
Denizaltı değil, şifa kapsülü
05.08.2026
Biga Devlet Hastanesi'nde ilaç güvenliği masaya yatırıldı
04.08.2026
Bozcaada Belediyesi'nden 65 yaş üstüne evde sağlık takibi
03.08.2026