Gelibolu doğumlu ünlü bestekar ve ses sanatçısı Arif Sami Toker, ilk şarkısını 15 yaşında yazdı. Farklı makamlarda 500’ü geçkin eseri bulunan Toker, 71 yaşında yaşama gözlerini yumdu.
YAŞI KÜÇÜK OLDUĞU İÇİN KONSERVATUARA KABUL EDİLMEDİ
Arif Sami Toker, çoğunun güftesi kendisine ait olan 500 civarında şarkıyı bizlere bıraktı. 14 Nisan 1926 tarihinde Gelibolu’da dünyaya gözlerini açan Toker’in sesinin güzelliği küçük yaşlarda fark edildi. Ortaokul son sınıfta müzik öğretmeninin de kendisini keşfetmesiyle gelişen müzik hayatında notaları okulda öğrendi. Öğretmeninde destek ve girişimleri ile İstanbul Konservatuvarı'na başvurdu. Yaşı küçük olduğu için kabul edilmeyen Toker Ticaret Lisesi'nden mezun oldu. 18 yaşına kadar da Batı müziğine ilgi duydu.
TÜRK MUSİKİSİ İCRA HEYETİ'NE KABUL EDİLDİ
1944'te hafız ve tanburi Kemal Batanay'dan ders almaya başlayan Toker, kısa bir süre sonra, Üsküdar Musiki Cemiyeti'ne girdi. Emin Ongan'la repertuvar ve usul çalışan Arif Sami Toker aynı yıl İstanbul Konservatuvarı Türk Musikisi İcra Heyeti'ne kabul edildi. Konservatuvarın Müdürü Hüseyin Sadettin Arel'den müzik kuramı dersleri aldı ve kendi ifadesine göre, Lemi Atlı'nın son öğrencisi oldu. Toker ayrıca önemli bestekârlardan Sadettin Kaynak ve Suphi Ezgi'den de musiki dersleri aldı.
İLK KEZ TEPEBAŞI GAZİNOSU’NDA SAHNEYE ÇIKTI
Arif Sami Toker, ilk kez 1945 yılında Tepebaşı Gazinosu'nda sahneye çıktı. Meliha Hanım'la 1946 yılında evlendi. Çiftin çocuğu olmadı. İstanbul Radyosu'nun sınavını kazanıp, 1950'den itibaren solist ve korist olarak görev yaptı. Askerlik görevini yaptığı sırada İstanbul Radyosu'nda çalışmaya başladığı için bir süre mikrofonda Arif Sami Toker yerin Arif Coşkunay ismini kullandı.
‘BİR GECEDE İKİ BESTE YAPABİLİYORDU’
İlk şarkısı olan ‘Aşk Yolunda Avareyken’ isimli eserini 15 yaşındayken besteledi. Toker, ilk bestesinden ölümüne kadar çoğu güftesi kendisine ait olmak üzere 500 civarıda eser yazdı. Bir röportajına göre gece 24.00’dan 24.00'ten sonra çalışmayı seviyor, kimi zaman bir gecede iki beste dahi yapıyordu. Müzikolog ve tarihçi Yılmaz Öztuna, saz semaileri, peşrevler, oyun havaları dahil toplam eser sayısını 1300 olarak vermektedir. Toker, gazino kültürünün müziği zedelediğini düşündüğü için İstanbul Radyosu'na girdiği yıllardan itibaren sadece turneler vesilesiyle sahneye çıktı. 30 Anadolu turnesi gerçekleştirdi.
Toker ayrıca Ankara ve İstanbul radyolarında müzik yayın şefliği yaptı. Son yıllarında felç geçiren ve yoksulluk çeken sanatçı Toker, 71 yaşında İstanbul'daki Balıklı Rum Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Kozlu Mezarlığı'nda toprağa verildi.
Arif Sami Toker’in 15 yaşında güftesi kendisine ait olan eseri;
Sevgi nedir bilmez iken
Tattım onu sevgilimden
Bu ümitsiz aşk içinde
Esir oldu hasta kalbim
Ağlasam da, inlesem de
Ayrılır mı can teninden
Nihavent makamında düyek ve usulünde besteledi.
Rahmi Kalaycıoğlu, Arif Sami Toker’i ‘Zamanımızın Dede Efendisi’ olarak , 1900'lü yılların Dede Efendisi derler Arif Sami Toker'e. Yani şurada araba arıza yapsın, ondan çıkan sesiburada notaya döker. Fakat işte belki de özel yaşamındaki sağlıksız hareketler, iki üç defa evlenmesinevesile oldu. Anadolu turlarına çıkıp para kazanma sevdasına düştü " demiştir.
Ömrünün son dönemlerinde yazdığı eseri ise belki de Toker’i zirveye taşıyan hüzzam makamındaki eseri;
Talihin elinde oyuncak oldum
Kader böyle imiş buymuş alın yazım
Zalimin elinde sarardım soldum
Şimdi gönlü kırık yaralı kuşum
Ömrümce gülmedim yanarım inan buna
İsterim artık kader gülsün bana
Gençliğim geçti yazık ızdıraplar içinde
Acaba bir gün, gülecek miyim?
Sensiz geçen günler karanlık gecedir
Gel sensiz yaşamak bitmeyen işkencedir
Beklerim yolunu ömür boyunca
Adın dilimde her an bir hecedir
Ömrümce gülmedim yanarım inan buna
İsterim artık kader gülsün bana
Gençliğim geçti yazık ızdıraplar içinde
Acaba bir gün, gülecek miyim?
Damla YELTEKİN