Çanakkale en hızlı nüfus artışı olan kentlerden birisi. Dışarıdan göç almaya da devam etmekte ama bu büyümenin plan, program dahilinde arzu edilir. Böyle mi oluyor ? Böyle olduğunu çok söyleyemeyiz. Dışarıdan gelen göçlerin kontrolü Çanakkale kentinin elinde de değil. Kentin sağlıklı büyümesinde yarar var. Bu kentin vizyonunu belirleyen yerel yöneticiler yıllardır neyi söylerler ? ‘’Çanakkale tarım kentidir’’ Saklanamaz , önlenemez bir gerçek. Doğal kaynakların Çanakkale’ye sağladığı avantajlar kullanılmalıdır. Çanakkale tarımda çeşitliliğin en fazla olduğu illerin başında gelir. Narenciyeden buğraya kadar hemen hemen yetişmeyen ürün azdır. Çok önemli markaları var. Ezine peyniri, şeftalisi, kirazı, Bayramiç elması gibi ürünler Çanakkale’mizde yetişir. Yani Çanakkale tarım kentidir. Turizm kenti olmuş mudur? Yeteri kadar olmamıştır. Turizm kentinden söz edenler, turizmle ilgilenenler bu konuda sınıfta kalmışlardır. Ayrı bir konuda Çanakkale, kültür ve eğitim kenti olmalıdır. Bu konuda bir üniversitesi vardır ve bir tane daha kurulması düşünülüyor. Kurulabilir. Ayrıca Çanakkale, konferansların düzenlendiği, kültürel etkinliklerin yapıldığı bir kent olmalıdır. Doğası ve yapısı buna çok uygun. Baktığımız aman bu konuda gelişme var mıdır? Oda yeterli seviye de değil.
Tarımla ilgili de yerlerini koruyabiliyor mu Çanakkale ? Koruyamıyor. Neden koruya mıyor ? Tarımın en önemli üretim aracı topraktır. Tarım toprakları sürekli el değiştiriyor. Kimin satın aldığı belli değil. Yani baktığımızda uygulanan yanlış tarım politikaları sonucunda topraklar el değiştiriyor. Tarımda bulunduğu mevcut konumunu muhafaza edemiyor. Durum bunu gösteriyor. Bilim kenti olma konusunda da üniversitemiz ‘’iki ileri, bir geri’’ yapıyor. Yeni bir üniversite kurulabilir. Daha sağlıklı gelişmeler olabilir. Keşke geçtiğimiz dönem ki sıkıntılar üniversitemizde yaşanmasaydı. Bir konuya daha girelim.
2-Önümüzdeki 5 yıl içerisinde size göre Çanakkale ne yönde(turizm, eğitim, tarım vs) ilerleme kaydedecektir?
Bir konuya daha girelim. Merkezi yönetim ne yapıyor? Bu ili enerji üretim merkezi olarak belirlemiş. Neredeyse enerji üretim ihtiyacını dörtte biri kapasitesinde kömürle çalışan termik santral kurma çalışmaları var.20.000 mw kapasiteyi bulacak bir enerji santralinden bahsediyoruz. Merkezi hükümetin ortaya koyduğu bir başka konu da ‘’Çimento Fabrikası’’ .Türkiye’nin en büyük çimento fabrikası zaten burada. Bu fabrikanın yanına bir büyük Çimento fabrikası daha kurulması düşünülüyor. Projeleri hazırdı. Şuan beklemede ama önümüzde ki yıllarda yapımına başlanacak diye düşünüyorum. Bir tarafta da demir çelik var. Diğer tarafta siyanürle altın işletmeciliği yapılmak isteniyor. Bu saydıklarım dünyanın en kirli sanayileri. Baktığımız da bir tarım kentinde bu sanayileri geliştirmemeniz lazım. Turizm kentinde bu sanayiler olmaz. Tabi böyle yapılar ihtiyaç ama yanlış yerlere kurulmamak şartıyla bunlar yapılabilir. Benim görüşüm bunun gibi kirli sanayiler Çanakkale’ye kurulmaması gerekiyor. Yani yerel yönetimin vizyon belirlemesi farklı, merkezi yönetimin buraya verdiği görev farklı. Bu iki konu birbiriyle ciddi şekilde ters düşüyor.
3- Yaşanılabilir kentler listesinde ilk ona nasıl girebiliriz? Mutlu bir kent olma yolunda neler yapılabilir?
Tarım kenti , kültür kenti, eğitim kenti, bunlar olursa yaşanabilir kentler listesinde üst sıralara çıkma konusunda ciddi adımlar atmış oluruz ama biraz önce bahsettiğim dünyanın en kirli sanayilerinin geliştiği bir kentte, yaşanabilirliğin artması söz konusu değildir. Bunların gelmesi sonucunda Çanakkale’yi çok büyük belaların beklediğini söyleyebiliriz. 1 / 100.000 ölçekli çevre düzeni planı geçtiğimiz yıllarda görüşüldü ama yeteri kadar değil.Halkın, sivil toplum örgütlerinin uyarıları dikkate alınmadı.Balıkesir- Çanakkale 1/ 100.000 ölçekli çevre düzeni planı gerçekleşti.Bu planın içerisinde bir konuda Bandırma yöresine 50.000 dönümlük sanayi kurulacak. Son dönemde revize edildi, rakamı yarıya düşürdüler fakat kafalarında ki rakam 50.000 dönümdür. Koceeli’nin Dil vası gibi, İzmir’in Aliağa’sı gibi yani dünyanın en kirli sanayilerinin kurulacağı bir yer olarak düşünülüyor. Bir başka konu da, bundan yaklaşık 10 yıl önce İstanbul belediye başkanı ‘’ İstanbul’un yükü çok ağır. Bu yükü paylaşmamız gerekiyor’’ dedi . Çanakkale’ye bu tür tesislerin kurulmasını istedi. Biz o zamanda tepki göstermiştik ama şimdi adım adım bu söylenenler gerçekleşiyor. Bir de Marmara’nın çevresinde 3. Havalimanı ve 3.köprü-Otoyol bağlantısı gibi bir proje var. Bu projelerde gerçekleşirse huzurlu kent, sakin kent olma şansımız yok.
4-Ekonomik yönden değerlendirdiğinizde değişim ve gelişim yönünde yatırımlar (ulaşım, turizm, eğitim, sanayi, termik santraller, metal madenciliği) ne yönde olabilir, maden ve termik santral konusuna nasıl bakıyorsunuz?
Nüfusun neredeyse % 40’ı geçimini tarımdan sağlıyor. Geçtiğimiz yıllarda bir hesaplamada bulunmuştuk. Kaz dağlarında planlanan metalik madenlerin tamamı yapılırsa kaç işçi çalıştırılabilir? Rakam değişebilir ama 1600 civarında işçi çalıştırılabileceği çıkarımını yaptık. Biga’da bulunan 88.000 nüfusun 60.000 civarı doğrudan veya dolaylı şekilde tarımdan geçimini sağlamakta. Yaklaşık 10 yıl önce İçdaş genel müdürüyle bir konuşmamızda ‘’iş gücü sağlıyoruz’’ dedi. Ne kadar sağlıyorsunuz ? diye sorduğumda ‘’Aileleriyle birlikte 5.000 kişi’’ dedi. ‘’Biga’da aileleriyle birlikte 60 bin kişi tarımdan geçiniyoruz Aileleriyle birlikte 5.000 kişinin lafımı olur?’’ demiştim. Yani bu tür yatırımlarda artık teknoloji konuşuyor. Madende ağır tonajlı araçlar kullanılıyor. Bunlar kullanılmazsa zaten dünya ile rekabet edemiyorsunuz. Maliyetiniz yüksek oluyor. Maliyeti düşürmek içinde makineleşme , ağır makineleşme çoğaldı. İnsan gücüyle yapılacak fazla bir iş kalmadı. Termik santralde diğerlerine göre biraz daha fazla ama onunda 2000 mw. termik santralde çalışacak işçi sayısı 2.000 değil daha altında. Yani işsizliğe çözüm düşünülüyorsa, çözüm bu değil. Çözüm ne olabilir? Bu ülkeye sanayi kurulmamalı mı? Tabi ki tarım ve sanayi bu bölgelere kurulmalı ama daha emek yoğunluklu sanayiler, daha temiz teknolojili , doğayı ,çevreyi kirletmeyen sanayiler kurulmalı. Böylece daha çok kişiye iş vermeliyiz. Fazla nüfusu da sanayi ve diğer iş kollarına planlı, programlı bir şekilde aktarmalıyız.
5-Çanakkale 1915 Köprüsü şimdiden ses getirmeye başladı. Bittiğinde şehrimize katkısı ne olacaktır?
Ben 36 yıldır Çanakkale’deyim. Bu köprü Çanakkale’ye geldiğim ilk yıllarda da konuşuluyordu. ‘’İstanbul’un ikinci köprüsünü de yapalım, üçüncü köprü Çanakkale’ye yapılsın’’ deniyordu. İstanbul’a üçüncü köprü yapıldı bu sefer ‘’Dördüncü köprü Çanakkale’ye yapılsın’’ dendi. Bu arada körfezin üzerine dördüncü köprü yapıldı. Beşinci köprü Çanakkale’ye yapılmaya çalışılıyor. İstanbul’un üçüncü köprüsünden yeteri kadar araç geçmiyor. Köprüler yapılırken söylenen şu ‘’ Bizden para çıkmayacak. Yabancı şirketler gelecekler ‘’Yap-İşlet-Devret’’ modeliyle 20 yıl, 30 yıl çalıştırdıktan sonra bize devredecekler dendi. Birde devlet garanti veriyor. Günde 40.000 araç geçecek deniyor. Eğer 40.000 araç geçmezse arada ki farkı devlet ,köprü yapan şirketlere ödeyecek. Mesela İstanbul köprülerinin içinde de demir yolu vardı, çıkarıldı. Aynı şekilde Körfezin üzerinde de vardı. Köprü yapan şirketler demiryolu yapılırsa buradan para kazanamayız dediler ve demiryolunu çıkartılar. Baktığımız zaman Çanakkale 1915 köprüsünde de demiryolu planlandı ama oda çıkarıldı. Yani köprülerimizi ‘’Yap, işlet, devret modeliyle yapıyoruz. Bizden para çıkmıyor’’ derken, hiç köprüden geçmeyen insanlar bu farkı ödeyecek. Yani bedava köprü falan yapılmıyor. Hiçbir şekilde köprünün nimetlerinden yararlanmayan insanlar köprünün bedelini ödüyor. Ayrıca köprünün geçeceği yer tartışıldı. Hatta bir ara Kilitbahir’de olsun dendi. Sonra baktılar ki orada tarihi eserler , milli parklar savaş alanı var. O yüzden iptal edildi. Köprünün yeri kaya kaya Özbekaltı’na ondan sonrada Lapseki’ye kaydı. Oradan da Kaz dağlarını ortadan yararak Çan ve Yenice’ den bağlantılı bir şekilde Balıkesir’e ulaşacak. Köprü geçtiği bölgelerde barajlar var, göletler var. Hiç biri önemsenmiyor. Doğaya ciddi bir maliyeti var. Özen gösterilmeden proje hazırlandığı için ciddi zararları var. Bunları da düşünmek lazım. Bugün Çanakkale’deki ulaşım tıkanmış durumda. Son yıllarda ciddi şekilde kuyruklar oluşuyor. Köprü ne zaman aranıyordu bu şehirde? Özellikle kışın. Boğaza sis çöker, gemiler çalışmaz, iki ,üç gün kuyruklar oluşurdu. O zaman köprü aranırdı. Şimdi böyle bir sıkışıklık olması halinde Bursa üzerinden de Trakya’ya biraz maliyetli olabilir ama acil işi olanlar gidebilirdi. Hastalar için havadan ulaşımla bu sıkışıklık giderilebilirdi. Köprüde yapılabilir ama doğru yere otobanları iyi planlayarak yapılabilir. Şuanda köprü ihtiyaç mı? Bedelini kim ödeyecek ? Bunlara bakmak lazım. Köprünün buraya kazandıracağı ne var? Çanakkale’den geçenler ,Lapseki’de, Biga’da, Ezine’de, merkezde konaklıyorlar. Belki alışveriş yapıyorlar ama köprü yapılırsa hiç Çanakkale’ye uğramadan 2 saat içinde Çanakkale topraklarını terk edip gidecekler. Köprünün birde bu yönü var .Yani köprü yapılırsa Çanakkale kalkınacak lafını doğru olmadığını köprünün külfetinin halkın cebinden ödeneceğini söyleyebiliriz. Ayrıca köprü bağlantı yollarının da Çanakkale’nin turizm, eğitim ve tarım kenti olmasına zarar vereceğini düşünmekteyim.
6-2018 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Troia yılı ilan edildi. Bize kazanımları neler olacaktır? Nasıl hazırlanıyoruz?
Çanakkale önemli bir destinasyon merkezidir. Yıllardır bu konu konuşuluyor. En önemli avantajlarımızdan birisi de Troia gibi bir kentimizin olmasıdır. Turizmciler bunu toplantılarda yeterince değerlendirmediklerini söylüyorlar. Çanakkale kesinlikle turizm kenti olmalıdır. Bu bakımında eko turizm, sağlık turizm gibi konularda Kaz dağları önemli bir merkezdir. Eko turizm hiçbir şeyin abartılmadığı , daha doğal , doğayla içi içe yapılan bir turizmdir. Sağlık turizminde temiz hava, temiz su ikram ederek insanların rehabilite olabileceği bir yerdir. Yıllar önce Yenice’de bir otel sahibiyle görüşmemizde biz temiz hava, temiz su satıyoruz .İnsanlar geliyor, 1 hafta gezdiriyoruz ve tedavi olup gidiyorlar. Biz bu yönleriyle değerlendiremedik. Mesela Çan’ın Kızıl Elma köyünün yakınında Bardakçılar ılıcası var. Ciddi bir sıcak su kaynağı var burada. Bu kaynağı hem tarım hem turizmde kullanabilirdik. Bu sıcak suyu yabancı bir şirket satın aldı. Suyu orda saklıyor turizmde kullandırtmıyor. Yani turizmciler, turizmle ilgili kaynaklara da sahip çıkmadılar şimdi Troia bizim önemli bir değerimiz. Çanakkale destinasyon merkezi olacak. Yani Troia yılı ilan etmek mühim değil önemli olan bunun gerekliliklerini yerine getirmektir.
7-Muhtemelen büyükşehir olacağız. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?
Büyükşehir olan yerlere baktığımızda mesela Manisa, büyükşehir oldu. Ordu, zorlamayla oldu. Büyükşehir olunca bütün köyler ,mahalle oluyor. Belediyelerin mahallelere hizmet götürmesi lazım. Hizmet götürülüyor mu? Manisa’nın köylüleri eski hallerini arıyorlar. Yani Köy muhtarlığı olsaydı mahalle olmasaydı diyorlar. Orada bir aksama var. Siyasi iktidarda o konuda tereddütlü .Yani belediyenin teknik imkanları bütün köylere teknik hizmet götürecek durumda değil. Geçiş, bocalama süresi yaşanıyor. Yerel yönetim güçlenecek, belediyeler güçlenecek, il özel idare devreden çıkacak diye düşünülebilir ama uygulamada pek öyle değil. Sıkıntılar var. Türkiye’de bu yöne doğru gidiyor. Çanakkale’nin de köprü konusunda olduğu gibi büyükşehir olursa da fazla bir kazanımı olmayacaktır.