Topluma Destek Derneği, ‘Duygu Yönetimi’ söyleşisi gerçekleştirildi. Borda Bina Cafe’de gerçekleştirilen etkinlik de ÇOMÜ Psikolojik Danışmalık ve Rehberlik Birimi Öğr. Gör. Cumhur Çırnaz’ın konuşmaları büyük ilgi gördü. Katılımcılar ile soru-cevap şeklinde süren söyleşide ana tema duygu yönetimi, insan davranışlarına etki eden faktörler konuşuldu.
“BAŞKALARINI MUTLU ETMEK BİZİ DE MUTLU EDİYOR”
İnsanların birbirlerine destek olduğu zamanda gelişen duygulara dair aktarımda bulunan Çırnaz, “Sıcak ilişkinin olduğu, birine destek olan insanların çok mutlu olduğu görülmüş. Buradan vardıkları sonuç, başka insanları mutlu etmek, bizi mutlu ediyor. Burada olmak, bu sosyal çalışmaları yapmak çok kıymetli. Her gönüllü aslında kendini onarır. Biraz narsistik de vardır. Ama narsizmi ikiye ayırıyoruz. Hastalıklı narsisizm ve iyi narsisizm” dedi.
“AKRANLARINA ANLATMAZSANIZ ONLAR NASIL ATEŞLENECEK?”
“Toplumda şunu görüyorum, iyi yaptığımız şeyleri söylemek konusunda kendimize ket vuruyoruz. Çünkü ayıplarlar. Sizin yaptığınız, zaman ayırdığınız çalışmayı; akranlarına anlatmazsanız onlar nasıl ateşlenecek” diye soran Çırnaz, “Yeri geldiği zaman övünmek gibi olsun. 'Ben hepinizden daha yakışıklıyım' derseniz bu hastalıklı narsizm oluyor. 'Hayatımın bu döneminde Van'a gittim, afette çalıştım, kendimle gurur duydum, geri döndüğümde çok kötü bir hafta geçirdim' demek sana daha iyi bir narsizm. Bizim yaptığımız iş tatlı bir iş değil. Yaralara pansuman yapıyoruz ve can yakıyoruz” şeklinde konuştu.
“BU SÖZCÜKLER İŞE YARASA; SEANSLARIMIZ HIZLA BİTER”
Dünyadaki hiç bir işletim sisteminin, insan beyninin hızına erişemediğine dikkat çeken Çırnaz, “Danışan olarak kötü bir gün geçirdiğinizi ifade ettiğinizde 'Boş ver, üzülme. Senden öncekiler ne acılar yaşamış biliyor musun? Yediğin önünde, yemediğin arkanda' desem gidersiniz. Bu sözcükler işe yarasa; seanslarımız hızla biter. Biz kendimizi çok kötü hissettiğimizde; üzülme, boş ver, geçer gibi önermeler dilimize pelesenk olmuş” ifadelerine yer verdi.
“DUYGULARIN KABUL EDİLMEYE İHTİYACI VAR”
“Danışanlarımızın bir kısmı ilk seansa geldiklerinde 'Ben kendimi iyi hissettim' diyor. Aslında bir müdahale de bulunmadık. Olayı bile konuşmadık. Sebebi şu, 'Dinlenmemiş, bir duygu yaşıyor. Hiç dinlenmemiş. 'Korkma, üzülme, aldırma' denmiş. Bu sefer o duyguyu kabul etmiş” diye belirten Çırnaz, “Duyguların bir özelliği var; kabul edilmeye ihtiyacı var. Duygularla tartışırsanız, o insan sizden uzaklaşır. Sizde kendi duygunuzu doğru tanımlamazsanız, yok sayarsanız, bastırırsanız da işiniz zor. Toplum sürekli bu önermeleri getiriyor” diye altını çizdi. Çırnaz ayrıca bazı önermelerin toplumun büyük kısmı tarafından kabullenilmiş olmasına rağmen kaygı verici olduğunu belirterek, “Erkek adam korkmaz, bu eve gelinliğinle girersen kefeninle çıkarsın gibi önermeler çok hastalıklı. Ve buna inanan binlere insan var” dedi.
“OYSAKİ BÜTÜN DUYGULAR İŞLEVSELDİR”
“Duyguları olumlu ve olumsuz olarak ayırmak çok yanlış. Olumsuz dediğimiz zaman işlevselliğini reddediyoruz. Oysaki bütün duygular işlevseldir. Bir örnek verelim; geçtiğimiz dönemlerde Amerika'da bir polis memuru, Afroamerikan bir vatandaşı öldürdü. Siyah insanlar 1960'lı yıllarda otobüslerde belli yerlere oturuyorlardı. Tuvaletlere gidemiyorlardı. Bir filim vardı, NASA'da çalışan bir matematik dehası bir Afroamerikan bir kızın hikayesini anlatıyordu. Kızcağız bir kilometre ötedeki tuvalete koşuyor. Diyorlar ki, 'Siyahlar bu tuvalete giremez'. Bu bizim siyah öfke dediğimiz bir öfkeye dönüşüyor” diye belirten Çırnaz, “Öfke, tatsız bir duygu ama hak arayışına neden olmuş. Bir kısmı da 'Silahı alıp size göstereceğim’ demiş. Son derece hastalıklı. Demek ki güçlü duygular, doğru kullanıldığı zaman; bizim hayatımıza ivme katıyor. Öfkenizi doğru tanımlarsanız, onu doğru bir argümanla ifade ederseniz size fayda olarak geliyor” sözlerine yer verdi.
“6 AY YAS SÜRECİ TANIYORUZ”
“Sel suyu olarak düşünebilirsiniz. İnsanlar, sel için barajlar yapmışlar ve onu faydalı hale getirmişler. Kültürün içinde bu duygu ifadeleri, ne yazık ki daha çok reddedici. Kendi kültürümüzde özellikle. Temelinde de iyi niyet var. ‘O üzülmesin, ben onu teselli edeyim’ düşüncesi hakim. Ama o sırada kişinin üzülmeye ihtiyacı var” diye vurgulayan Çırnaz, “Afet zedelerde en az 6 ay yas süreci tanıyoruz. Hemen psikoterapi çalışması başlamıyor. Ona sağlıklı yas evresi diyoruz. İnsanın ağlaması lazım, üzülmesi ve yas tutması lazım.
Mesela şunu diyorlar; '5 gün geçti hala ağlıyorum. Korkuyorum'. Anormal olan durumun kendisi, normal olansa senin yas tepkin diyoruz. Çünkü bize şunu öğretmişler, 'Acı çekmemelisin. Erkeksen, acını çocuklara filan da belli etmemelisin. Güçlü durmalısın. Bu işin kültürel kısmı dedi.
Söyleşinin ardından, Çırnaz katılımcıların merak ettikleri ve soru işareti olarak takıldıkları noktalara dair paylaşımlarda bulundu. Topluma Destek Derneği Başkanı Kahraman Uzan’ın, Çırnaz’a plaket vermesinin ardından biten söyleşide, katılımcılar düşündürücü ve keyifli vakit geçirdi.
Damla YELTEKİN