Gökçeada'nın batısında, adanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Dereköy, geçmişin izlerini taşıyan hüzünlü bir güzelliğe sahip. Bir zamanlar adanın en büyük ve canlı köylerinden biri olan Dereköy, bugün terk edilmiş evleriyle ve sessiz sokaklarıyla ziyaretçilerini büyülüyor.
Dereköy, geçmişte stratejik konumu ve Pirgos Limanı sayesinde ekonomik ve sosyal açıdan oldukça gelişmiş bir köy olmuş. 1950'lerde adanın hatta Türkiye'nin en büyük köyü olarak anılırken, nüfus mübadelesi sonrası büyük bir kısmı Yunanistan'a göç etmiş. Geriye kalanlar ise zamanla köyü terk etmiş ve Dereköy yavaş yavaş terk edilmiş bir hal almış.
Bugün Dereköy, harabeye dönmüş evleri, terk edilmiş kiliseleri ve dar sokaklarıyla adeta bir zaman kapsülü gibi. Dereköy’de günümüzde ortalama 150 hane yaşıyor. Köyün ortasından geçen yol, ikiye ayrılmış tepelerin yamaçlarında kurulu evlere doğru uzanıyor. Yılların etkisiyle yıkılmak üzere olan bu evler, bir yandan hüzün verirken diğer yandan da geçmişin izlerini taşıyor.
Dereköy, eşsiz bir atmosfere sahip. Burada terk edilmiş evler, kiliseler ve sokaklar, size zaman yolculuğu yapma fırsatı sunar. Köy çevresinde yapabileceğiniz doğa yürüyüşleri, hem fiziksel hem de ruhsal olarak size iyi gelecektir. Dereköy, fotoğrafçılar için muazzam kareler sunan bir mekan. Terk edilmiş evler, yemyeşil doğa ve deniz manzarası, unutulmaz fotoğraflar çekmenize olanak tanır. Kalabalıktan uzak, huzurlu bir ortam arayanlar için Dereköy ideal bir yer. Dereköy'ü ziyaret etmek için en uygun dönem ilkbahar ve sonbahar aylarıdır.