← Ana Sayfa
Siyaset

ERKEK: “YÜKSEK SEÇİM KURULU, YÜKSEK SARAY KURULU OLMAMALI”

✍️ Haber Merkezi 📅 01 Aralık 2017 19:00 👁️ 0 görüntüleme

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Çanakkale Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi Muharrem Erkek, Yüksek Seçim Kurulu Yasa T...

YSK’nın demokrasi ve Türkiye’nin geleceği konusundaki öneminden bahseden Erkek, seçim güvenliği aleyhine düzenlemelere değindikten sonra, teklifin son halinde karşı oldukları konuları sıraladı. YSK’da, il ve ilçe seçim kurullarında çalışan personelin haklarının ve kurum hafızasının yok edildiğini belirten Erkek, bu maddelerin tekliften çıkarılması gerektiğini söyledi.

Konuşma Meclis tutanaklarına şöyle yansıdı:

"Yüksek Seçim Kurulu" deyince tabii, o kadar önemli ki seçimlerin güvenliği, seçmen kütüklerinin oluşturulması, denetimi, seçim süreçlerinde eşitlik, dürüstlük, adalet... Burada "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." yazıyor. Egemenliğin kayıtsız şartsız milletindir olabilmesi için işte bu seçim süreçlerinin demokratik, eşit, adil, özgür süreçler olması bir zorunluluk. Bunları denetleyecek, bunu sağlayacak organ da Yüksek Seçim Kurulu. Ama özellikle son seçimlerde yaşananlara baktığımızda kaygı verici gelişmeler; demokrasinin temelinden sarsıldığı, seçmen iradesinin sakatlandığı, daha doğrusu, bununla birlikte egemenliğin zedelendiği süreçler yaşadık. 1 Kasıma giden süreçte seçimler demokratik, eşit, adil koşullarda olmadı, maalesef. Yüksek Seçim Kurulu da bu süreçte gereğini, görevini yerine getiremedi. Bakın, TRT'nin resmî sitesinde "Yayın İlkelerimiz" başlığı çıkıyor açtığımız zaman. TRT yayın ilkelerini sıralamış, diyor ki burada: "Anayasa'nın 133'üncü maddesi uyarınca kamu tüzel kişiliğine sahip Türkiye'nin tek kamu yayın kuruluşu olarak yayınlarımızın tarafsızlığı esastır." Yine, ne diyor? "...tek yönlü, taraf tutan yayın yapmamak ve bir siyasi partinin, grubun, çıkar çevresinin, inanç veya düşüncenin menfaatlerine alet olmamak." diyor. İşte bunları yazıyorsunuz, kendi sitenizde açıklıyorsunuz ama seçimlerde iktidar partisi ayda elli saat yer buluyorsa ana muhalefet partisi veya diğer partiler birer saat bile yer bulamıyor, bazı partiler hiç bulamıyor. Peki, Yüksek Seçim Kurulu ne yapıyor? Hiçbir şey, maalesef, yapamıyor.Yüksek Seçim Kurulunun bir teşkilat yasasının olması doğaldır, olmalıdır; bunu hepimiz destekliyoruz, destekledik. Ancak, on beş yıldır tek başına iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisinin neden bugün bu teşkilat yasasının aklına geldiği de bir soru. Toplumun bir kesimi haklı olarak soruyor: "16 Nisan 2017 referandumundaki açıkça kanuna aykırı mühürsüz oy pusulası kararından sonra bu teşkilat yasası acaba bir mükâfat mı Yüksek Seçim Kurulu Başkanına veya Kurula?" Bu soruyu soruyor insanlar çünkü zamanında bu teşkilat yasasını getirmeniz ve çıkarmanız gerekirdi. İnsanlar haklı olarak soruyor çünkü 16 Nisan 2017 referandumunda, maalesef, seçmen iradesi sakatlandı.16 Nisandan dört gün önce, 12 Nisanda Yüksek Seçim Kurulu bütün ilçe seçim kurulu başkanlarıyla ve ilçe seçim müdürleriyle toplantı yaptı. O toplantıda dedi ki: "Mühürsüz zarflar ve oylar geçersiz sayılacak." Seçim başladı, sandıklar kapandı, sandıklar açıldı, oylar sayılmaya başlandıktan sonra oyunun kuralı değiştirildi ve Yüksek Seçim Kurulu açıkça kanuna aykırı bir şekilde mühürsüz zarfları, oyları geçerli saydı ve bugün dahi artık mühürsüz kullanılan oyları tespit etmek mümkün değil ve kuvvetler ayrılığını, demokrasiyi yıkan bir Anayasa değişikliği Yüksek Seçim Kurulunun bu kararıyla da şaibe altında kaldı ve meşruiyeti sürekli tartışılacak. Evet, şeklen yürürlüğe girmiştir ama asla meşru değildir, bunu her fırsatta dile getireceğiz. Onun için Yüksek Seçim Kurulu çok çok önemli.
Bakın, bu teklif Sayın Grup Başkan Vekilinin tek imzasıyla geldi, Yüksek Seçim Kurulu görevleri, teşkilatı yasası tek imzayla geldi ve imza sahibi, teklif sahibi esas komisyonda ve alt komisyonda hiçbir görüşmeye, toplantıya katılmadı. Bu teklif hazırlanırken siyasi partilerin, Danıştayın, Yargıtayın -ki Danıştay ve Yargıtay üyelerinden oluşuyor Yüksek Seçim Kurulu- görüşleri alınmadı, katılımcılık sağlanmadı; sivil toplum örgütlerinin, büyük meslek odalarının, Türkiye Barolar Birliğinin katılımı sağlanmadı; maalesef bu kadar önemli bir kanun tasarısı hiçbir katılım sağlanmadan, yalnızca tek imzayla Meclis Başkanlığına sunuldu.
Tabii, böyle olunca ciddi eksiklikler olduğunu da tasarıda gördük. Gerek esas Komisyonda gerek alt komisyonda birçok noktayı düzeltmek zorunda kaldık, birlikte de düzelttik ama maalesef bu teşkilat yasası seçimlerin güvenliğini, seçim süreçlerinde adaleti, tarafsızlığı, bağımsızlığı, eşitliği, özgürlüğü sağlayabilecek bir tasarı değil.Bir örnek vereyim, bu örnek bile tek başına yeterli olabilir. Mevcutta, Yüksek Seçim Kurulunun tüm giderlerini Adalet Bakanlığı karşılıyor Adalet Bakanlığı bütçesinden ayrılan bir kalemle. Şimdi, müstakil bir kanun teklifi getiriyoruz, "Yüksek Seçim Kurulu bağımsız olmalı, tarafsız olmalı, özerk olmalı, güçlü olmalı." diyoruz ama yine bu tasarının içinde ne yapıyoruz? Yüksek Seçim Kurulunun merkez ve taşra teşkilatının bütün giderlerini yine Adalet Bakanlığı bütçesine bağlıyoruz. Yani Yüksek Seçim Kurulu siyasi iradenin, iktidarın vesayeti altında çalışmaya maalesef devam edecek.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teklifte üzerinde durmamız gereken birçok madde var. Uygulamada birçok kararı Kurul alırken burada çok önemli kararları, üst düzey personelin atanması gibi önemli kararları Başkan tek başına -Başkanın iki dudağının arasında- keyfî bir şekilde alabilecek. Hâlbuki, bu atamaların -daire başkanı gibi, genel müdür gibi, Yüksek Seçim Kurulundaki üst düzey atamaların- Kurulun teklifiyle yapılması ve Kuruldan alınacak kararla Başkan tarafından yapılması çok daha uygundur. Ama her yerde bir tek adam yaratılmak isteniyor, bunu açıkça ve net olarak görüyoruz ve bu tek adamların da bağlı olduğu tek adam zaten, maalesef saray rejimiyle... Bunu da hepimiz biliyoruz. Bakın, bu teklif hazırlanırken çok önemli iki madde karşımıza geldi. Meclis Başkanlığına sunulan teklifte ve Anayasa Komisyonumuza havale edilen teklifte baktık ki sandık kurulu başkanlarının atanmasıyla ilgili siyasi partilerin katılımı, denetimi tamamen ortadan kaldırılmış. Mevcutta, biliyorsunuz, sandık kurulu başkanları -ki çok önemlidir seçim güvenliği açısından- siyasi partilerin de katılımıyla kurayla belirlenirken bu teklifin içinde ilçe seçim kurulu başkanlarının tek başına atamasına bağlanmış.Yine, müşahitler. Müşahitlere ciddi kısıtlama getirilmiş. Alt Komisyonda bunları oy birliğiyle tekliften çıkarttık. Çok önemliydi, bunların tekliften çıkması çok önemliydi; aksi takdirde, seçim güvenliği temelinden sarsılacaktı. Eğer biz seçim güvenliğini sarsarsak, sandıktan çıkan sonuca saygıyı, güveni kaybedersek demokrasiyi kaybederiz. Bu çıkartıldı, yarın 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Hakkında Kanun'un içinde tekrar getirilmemesini önemle vurgulamak istiyoruz. Uyum yasaları içerisinde, 298 sayılı seçimlerin temel hükümlerini düzenleyen yasa içerisinde bu konuda düzenleme yapılacaksa siyasi partilerin katılımını, denetimini artıran, müşahitlerle ilgili de kısıtlayan değil müşahitlerin denetimini, gözetimini artıran, gözlemcileri çoğaltan, sivil toplumun, Oy ve Ötesi gibi bu konuda özverili çalışmalar yapan grupların katılımını da sağlayacak düzenlemeler olmalı. Umarız iktidar tekliften oy birliğiyle çıkarttığımız bu düzenlemeleri yarın bu Mecliste karşımıza başka düzenlemeler içinde getirmez. Bunu da önemle takdirlerinize sunuyorum.
Değerli milletvekilleri, teklifin içine, teklifin içeriğine baktığımızda, uzun yıllardır Yüksek Seçim Kurulu bünyesinde, il ve ilçe seçim kurullarında görev yapan, özveriyle görev yapan, bu memleketin her köşesinde dürüst seçimler yerine getiren personel maalesef hiç düşünülmemiş. Yüksek Seçim Kurulu bünyesinde görev yapan, ilçelerde, ilçe seçim kurullarında görev yapan ve on bir on iki yıldır görevde yükselme sınavı bekleyen ve bunu da haklı olarak bekleyen insanlar şimdi eğer istenirse bir çırpıda tasfiye edilebilecek, bir çırpıda. Hiçbir güvenlikleri, hiçbir güvenceleri maalesef kalmayacak. Çünkü öyle uygulamalar getiriliyor ki, örneğin sözlü sınav, uygulamalı sınav gibi eklemelerle mevcut görev yapan seçim müdürlerinin ve seçim personelinin yerine dilediklerini iktidar atayabilecek. Mevcut görev yapan personelin, hakkaniyet gereğince, mutlaka statüleri korunmalı ve kurul hafızası bir çırpıda yok edilmemeli çünkü bu görev yapan personel seçimlerin, Yüksek Seçim Kurulunun aynı zamanda da önemli bir hafızası. Bu nedenle, teklifteki 10'uncu maddenin (6)'ncı ve (9)'uncu fıkralarının yine geçici 1'inci maddenin (6)'ncı bendinin mutlaka tekliften çıkarılmasını Genel Kurulun takdirlerine önemle sunuyoruz.
Açıktan atama imkânı sağlanarak kurum hafızası yok edilmemeli. Öncelikle on bir yıldır, on iki yıldır görevde yükselme sınavı bekleyen personelin atamaları yazılı sınav sonucuna göre ve liyakate göre yapılmalı, sözlü sınav uygulaması da mutlaka bu tekliften çıkarılmalıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 16 Nisan 2017 Anayasa değişikliği şeklen yürürlüğe sokulduktan sonra zaten fiilen tek adam rejimi hukuki zeminini de bulmuş oldu. HSK'yı -Hâkimler ve Savcılar Kurulunu- Cumhurbaşkanı tek başına belirliyor çünkü Cumhurbaşkanı aynı zamanda da iktidar partisi siyasi partinin Genel Başkanı oldu. Kurul üyelerinin 6'sını kendi seçiyor, Adalet Bakanı, Müsteşar ve 4 üyeyi direkt olarak atıyor, 7'sini de 316 milletvekiliyle, bu çoğunluğuyla Meclise seçtiriyor. Yüksek Seçim Kurulunun Yargıtay ve Danıştay üyelerinden oluştuğunu da düşünürsek HSK seçimi çok önemi. Bizim derdimiz demokrasi, bizim derdimiz hukuk devleti, bizim derdimiz Yüksek Seçim Kurulunun yüksek saray kurulu olmaması; bizim çabamız bu. Biz, bunun için esas Komisyonda ve alt komisyonda çalışmalarımızı yürüttük.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; "seçimler" dediğiniz zaman, egemenlik devreye giriyor. Milletimiz egemenliği yetkili organları eliyle kullanıyor, yasama, yürütme, yargı organları eliyle. Egemenliğin gerçekten millete ait olması için de seçimlerin demokratik, eşit, adil olma zorunluluğu vardır. Ama maalesef son dönemlerde, biz iktidarın ve sarayın demokratik seçimlerden, adaletli, eşit şartlarda yapılan seçimlerden korktuğunu da görüyoruz. Çünkü uygulamalar bu yönde. Biz, ilk yapılacak ve OHAL rejiminin kalktığı -çünkü OHAL rejiminde zaten demokrasi ve hukuk beklemek maalesef hayalden öte bir şey değil- ilk seçimlerde, demokratik, adaletli seçimlerde milyonlarla birlikte, demokrasiye, adalete, hukuk devletine, eşitliğe, özgürlüğe inanan milyonlarla birlikte bu kaderi de mutlaka değiştireceğiz. Çünkü milletimiz seçimlerle hükümetlere yetki veriyor ama görüyoruz ki hükümetler son derece basiretsiz hareket edebiliyorlar. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.”

HABER MERKEZİ

İlgili Haberler

DEM Parti İmralı heyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşecek
14.08.2026
Eceabat Belediye Başkanı Saim Zileli AK Parti’ye geçiyor
13.08.2026
Çanakkale Esnaf ve Sanatkârlar Birliği’nde önemli ziyaret
13.08.2026
Putin'den Japonya'nın hak iddia ettiği Kuril adalarına ilk ziyaret
13.08.2026
Adalet Bakanı Akın Gürlek: "Kimse dokunulmaz değildir"
13.08.2026
AK Parti TBMM Grup Başkanı Güler: " Bu yasa gerçek manada bir Türkiye modelidir
11.08.2026
Yeniden Refah Partisi Çanakkale İl Başkanı Mehmet Yüzbaşı’ndan Anafartalar Zaferi Mesajı
10.08.2026
MHP’de Biga Hasan Karabiber’e emanet
10.08.2026
Gökçeada’da MHP’nin Başkanı belli oldu!
09.08.2026
Adalet Bakanı Gürlek, Uğur Mumcu’nun ailesi ile bir araya geldi
07.08.2026
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, teklifin detaylarını kamuoyuyla paylaştı
05.08.2026
Turan; "Çare 2002 ruhudur, çözüm 2002 anlayışıdır"
05.08.2026
Bursa'da CHP'li belediye başkanı kalmadı
04.08.2026
MHP Bayramiç İlçe Kongresi'nde görev Mustafa Kılıç'ın
04.08.2026
Bakan Çiftçi: "(Toplum Yararına Programları) 81 ilimizin valiliklerine toplam 30 bin kontenjan tahsis edilecek"
04.08.2026
MHP’de Bozcaada Mustafa Uysal’a emanet!
03.08.2026