Yayınladığı mesajda Erkek:
“Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,”
Değerli Basın Mensupları,
Mehmet Akif’in net biçimde yaşanan durumu özetlediği dizelerinde, aslında bir
Cumhuriyetin doğumunun sancıları da hissedilmekteydi. Dünyanın en güçlü orduları
yükleniyordu belki ama, unuttukları bir şey vardı: Bu topraklarda yaşayan insanlar! İşte o
insanlar bir kere “gayrı yeter” dediğinde neler olduğunu, tüm dünya gördü. Bunun içindir ki
Nazım Hikmet, şu dizeleri yazmıştır.
Fakat bir kerre bir derd anlayan düşmeyegörsün önlerine
ve bir kerre vakterişip :
«—Gayrık yeter!...»
demesinler.
Ve bir kerre dediler mi :
«İsrafil surunu urur
mahlukat yerinden durur»,
toprağın nabzı başlar
onun nabızlarında atmağa.
Ne kendi nefsini korur,
ne düşmanı kayırır,
«Dağları yırtıp ayırır,
kayaları kesip yol eyler âbıhayat akıtmağa...»
Değerli Arkadaşlar,
Bir vatan kalbinin attığı yer olan Çanakkale, tarihi günümüze bağlayan ve destanlara
konu olan savaşlara ev sahipliği yapmıştır. O bilinç ve inançla yaşanan savaşlardan barış ve
kardeşlik sonucunu çıkarmıştır. Tam on dört ay altı gün süren savaş, Çanakkale’den, bir kez
daha tarihin akışının değişmesine neden olmuştur. Bu nedenle Çanakkale, Goliath Zırhlısını
boğazın sularına gömerek deniz savaşına son veren muavenitimilliyedir, Nusrat'ttır, Seyit
Onbaşı'dır. Yaralı Anzak askerini kucağında taşıyan Mehmetçik'tir, centilmenler savaşıdır
Çanakkale. Ezineli Yahya Çavuş'tur, "Ölmeden mezara koydular beni." diyen bir askerin
türküsüdür. Türk, Kürt, Alevi, Sünni, vatanın her köşesinden Çanakkale'ye koşan
kahramanların boğazın sularında, Anafartalar'da bağımsızlık ve özgürlük için, Türkiye
Cumhuriyeti için verdiği mücadeledir Çanakkale. Conk Bayırı'nda kalbinden vurulan Mustafa
Kemal Atatürk'tür Çanakkale. İşte bu yüzden Çanakkale hiçbir biçimde geçilmez olmuştur ve
hiçbir zaman da geçilmeyecektir.
1915 Çanakkale destanı bir başlangıçtı. Bu destana, yine Mustafa Kemal Atatürk
önderliğinde yenileri eklendi. Çanakkale ruhuyla Kuvayı Milliye destanını yazdılar ve
milletin saltanat ve hâkimiyet makamını Türkiye Büyük Millet Meclisi yaptılar. Türkiye
Büyük Millet Meclisi dışında da hiçbir makam tanımadılar ve bu nedenle “egemenlik kayıtsız
şartsız milletindir” diyerek, egemenliği şahsa devretmediler. Günümüzde de yaşatmamız
gereken, Çanakkale’den beslenen o ruhtur! Tarihin içinden siyasi ihtiyaçlarla sonradan
uydurulan veya zamanımızdan, yeni kahramanlara ihtiyacımız yoktur!
Değerli Basın Mensupları,
Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, geçmişten günümüze Türkiye
Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı, özgürlüğü ve refahı için çalışmış herkesi; vatan için canlarını
vermiş şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyorum” dedi.