Bazı ağrı türleri, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir ve günlük aktiviteleri bile zorlaştırabilir. Bu tür hastalıklardan biri de donuk omuz sendromudur. Doç. Dr. Ahmet İnanır, sendromun belirtileri, tetikleyici faktörleri ve tedavi yöntemleri konusunda değerli açıklamalarda bulundu.
Donuk Omuz Sendromu Nedir?
Donuk omuz sendromu, omuz eklemindeki kapsülün iltihaplanması ve sonrasında gelişen fibrozisle karakterizedir. Eklem kapsülünü oluşturan bağların kalınlaşması ve büzüşmesiyle omuzda hareket kısıtlılığı meydana gelir.
Belirtileri Nelerdir?
Sendromun ilk evresinde genellikle "sıkışma sendromu"na benzeyen ağrılar görülür. Bu ağrı, genellikle sinsi bir şekilde başlar ve sonrasında omuzda hareket kısıtlılığına yol açar. Erken dönemde, özellikle gece ve istirahat halindeyken ağrı şikayetleri yaygınlaşır. Bu ağrı, gece uykusunu bozar ve gündüzleri de omuz ağrıları ile devam eder. Omuz hareketlerinin kısıtlanması ve kolun belirli bir noktadan yukarı kaldırılamaması, donuk omuz sendromunun diğer önemli belirtileridir.
En Sık Kimlerde Görülür?
Donuk omuz sendromu en sık 35-70 yaş arası kadınlarda görülse de, erkeklerde de bu hastalık ortaya çıkabilir.
Tetikleyici Faktörler Nelerdir?
Hastalığın etiyolojisi tam olarak bilinmemekle birlikte, diabet, otoimmün hastalıklar, tiroid hastalıkları, Parkinson hastalığı, kalp hastalıkları, inme, kronik akciğer hastalıkları, omuz kireçlenmesi gibi durumlar ve travmalar donuk omuz sendromunu tetikleyebilir. Ayrıca, cerrahi işlemler ve uzun süreli hareketsizlik de bu hastalığı başlatabilir.
Tanı Nasıl Konulur?
Donuk omuz sendromunun tanısı, tıbbi öykü ve klinik muayene ile konulur. Ayrıca, omuzda diğer patolojilerin dışlanabilmesi için radyolojik görüntüleme yöntemleri, özellikle MR ve ultrason, kullanılır. Tanı konulmasında özel bir muayene testi bulunmamakla birlikte, MR artrografi, kapsül kalınlaşmasını ve eklem hacmindeki azalmayı gösterme açısından önemlidir.
Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Donuk omuz sendromunun tedavisinde öncelikli olarak fizik tedavi tercih edilir. Tedavinin amacı, omuz ekleminin kapsülünü gevşetmek ve hastaların en önemli şikayetlerinden biri olan ağrıyı kontrol altına almaktır. Fizik tedavi, manuel terapi, proloterapi, nöralterapi, eklem içi enjeksiyonlar, kök hücre uygulamaları gibi yöntemlerle desteklenmelidir. Ayrıca, botulinum toksin enjeksiyonunun, kortizonun aksine daha uzun süreli ağrı kesici etkiler sunduğu ve yan etkilerinin daha az olduğu belirtilmiştir.
Tedavi sırasında bilinçsizce yapılan zorlamalar, omuzda daha ciddi hasarlara yol açabilir. Humerus kırıkları, omuz çıkıkları ve kas yırtıkları gibi sorunlarla karşılaşılabilir. Cerrahi müdahale sırasında aksiller sinir hasarına yol açmamak için dikkatli olunmalıdır. Ayrıca, tedavi sonrası kazanılan eklem hareketliliğini sürdürmek amacıyla egzersize devam edilmesi önemlidir.