Aygül, son dönemde yaşanan bazı olaylar nedeniyle din görevlilerinin zor durumda kaldığını vurgulayarak, şu açıklamalarda bulundu:
“Maalesef bazı köy muhtarları, köylerde görevli imam hatip ve müezzinlerden keyfi taleplerde bulunabilmektedir. Bu taleplerin karşılanmaması halinde din görevlileri için zorlu ve sıkıntılı süreçler ortaya çıkabilmektedir. Oysa hem devleti köyde temsil eden muhtarın hem de devlet tarafından atanan din görevlilerinin iş birliği içinde hareket etmesi beklenir.”
Din görevlilerinin görev ve yetki alanlarının kanunlarla açıkça belirlendiğini hatırlatan Aygül, “Muhtarların bu yasal düzenlemelerin dışına çıkarak din görevlilerine keyfi istekler dayatması kabul edilemez bir durumdur. Muhtarın görevi, köydeki imamın işini zorlaştırmak değil, kolaylaştırmaktır” dedi.
Aygül, bazı muhtarların ellerindeki imkânları imamlar aleyhine kullanmasının “düşündürücü” olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Topluma yol gösteren, örnek duruşlarıyla insanlığa rehberlik eden din görevlilerimize karşı sergilenen nahoş davranışlar, örf, adet ve dinimizle bağdaşmamaktadır. Gece gündüz büyük bir fedakârlıkla görev yapan bu insanlara kimse farklı muamele reva göremez.”
Birlik ve beraberliği güçlendiren din görevlilerinin mağdur edilmemesi gerektiğini vurgulayan Aygül, başta Diyanet İşleri Başkanlığı, siyasiler, mülki idare amirleri ve toplumun tüm kesimlerini sorumluluk almaya davet etti.
“Caydırıcı hukuki ve idari tedbirler bir an evvel alınmalı, din görevlilerimiz mağdur edilmemelidir.”
Aygül, açıklamasının sonunda Diyanet-Sen’in her zaman din görevlilerinin yanında olduğunu belirterek şu sözlerle çağrısını tamamladı:
“Diyanet-Sen olarak ‘İnsanı yaşat ki toplum yaşasın’ anlayışıyla hareket eden bir sendikayız. Din görevlilerine yapılan sözlü, yazılı veya fiili her türlü kötü muameleyi şiddetle kınıyoruz. Din görevlilerimiz kimsesiz ve sahipsiz değildir.”