← Ana Sayfa
Kültür

Dağlarca ile Resim Söylemek ve Resim ile Dağlarca

✍️ NURDURAN DUMAN 📅 26 Ocak 2026 12:21 👁️ 193 görüntüleme

Dağlarca şiirlerinin yorumlandığı “Şiir Gibi: Lirik Yansımalar” sergisi, “Dağlarca ile Resim Söylemek” kitabı odağında özel bir söyleşiye ev sahipliği yaptı.

Türk şiirinin koca çınarı Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın dizeleri bu kez tuvaldeki renklerle diyaloğa girdi. PonART Akademi Galeri ve ARTIST Organization işbirliğiyle düzenlenen "Fazıl Hüsnü Dağlarca Anısına: Şiir Gibi, Lirik Yansımalar" sergisi kapsamında gerçekleşen söyleşi şairin az bilinen "resim eleştirmeni" kimliğini odak noktasına taşıdı. Etkinlikte Ruşen Eşref Yılmaz’ın Ve Yayınevi’nden çıkan "Dağlarca ile Resim Söylemek" kitabı üzerinden şairin görsel sanatlarla kurduğu derin felsefi bağ irdelendi.

Elin Bildiği Başka Bir Resim

Etkinliğin ana konuşmacısı yazar ve ressam Ruşen Eşref Yılmaz Dağlarca’nın sadece sözcüklerin değil imgelerin de ustası olduğunu vurguladı. Yılmaz şairin yaratıcılık sürecinde bilinçdışının rolünü "Bir ressam ne yaparsa yapsın hiçbir zaman resme hakim olamaz. Elin bildiği başka bir resim vardır" sözüyle tanımladığını aktardı. Dağlarca’nın Rembrandt gibi büyük ustaların eserleri karşısında "Stendhal Sendromu" olarak bilinen yüksek sanat coşkusunu derinden hissettiği ve bir tablo karşısında gözyaşlarını tutamayarak "Ben resimden anlasaydım orada düşüp ölecektim" dediği anlar dinleyicilerle paylaşıldı.

Dizelerin Rengi ve Mekânın Dili

Proje direktörlüğünü Murat Demirkol’un üstlendiği ve 14-27 Ocak tarihleri arasında PonART’ta sanatseverlerle buluşan sergide 22 sanatçı şairin dizelerini tuvale yansıttı. Söyleşide eserlerin analizine de yer verildi. Songül Canerik Dağlarca’nın "Kubilay" şiirindeki tarihsel trajediyi kırmızı ve yeşil tonlarla yorumlarken ölüm kavramını "karanfil" imgesiyle sembolleştirdiğini belirtti. Ressam Nehir Karagöz ise "Geçen Şey" şiirindeki zamanın geçiciliğini mekânın içsel dokusu ve koltuklar üzerinden görselleştirdiğini ifade etti.

Baylan’dan Kalan Bellek

Etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen ve 2014 yılında "Dağlarca Burada" belgeseline imza atan araştırmacı-yazar Yasemin Arpa 1990’lı yıllarda Baylan Pastanesi’nde şairle gerçekleştirdiği söyleşilerine ilişkin tanıklıklarını aktardı. Arpa şairin dünyasına girmenin inceliklerini anlatırken Dağlarca’nın yaşamına dair pek çok detayın hâlâ gizemini koruduğuna dikkat çekti.

Tavladan Sanata Uzanan Vefa

Ev sahibi PonART’ın kurucusu Muhammed Bey ise üniversite yıllarında Dağlarca ile tavla oynadıkları günlerden kalan dostluğun bugün böylesine kapsamlı bir sanat projesine dönüştüğünü dile getirdi. Şiir ve resmin "flörtü" olarak nitelendirilen bu buluşma kişisel bir vefa borcunun toplumsal bir bellek çalışmasına dönüşmesinin örneği oldu.

İlgili Haberler

Sundance Prömiyerli "Davet" Geliyor
12.08.2026
Troya Atı’nın sırrı 2 bin 700 yıllık vazoda ortaya çıktı! İşte bilinen en eski tasviri
11.08.2026
63. Uluslararası Troya Festivali’nde Selin Geçit rüzgârı
11.08.2026
Doğaya Sanat Programı Kazdağları'nda Başladı
11.08.2026
“Gözkırpankız” Neden Silindi? Cemil Onay Yıllar Sonra Açıkladı
10.08.2026
“Kaz Dağları’nın Fısıltısı Kuş Düşleri” Sergisi sanatseverlerle buluşuyor
10.08.2026
6. Bozcaada Kültür, Sanat ve Bağbozumu Festivali’nde Çan Kahot rüzgârı esecek
10.08.2026
Gümüşçay Panayırı yoğun ilgiyle sona erdi
10.08.2026
Troya’da tarihin izleri ortaya çıkıyor; 2 Bin Yıllık Roma Caddesi'nde kazı çalışması!
10.08.2026
Miz Volume XII Grup Sergisi Galeri/Miz'de
10.08.2026
700 yıllık fetih ruhu marşlarla yaşatılıyor
10.08.2026
Fevzipaşa’da Akşam Pazarı Büyük İlgi Gördü
09.08.2026
63. Uluslararası Troya Festivali programları dolu dolu geliyor
09.08.2026
Gümüşçay’a renk katan panayır!
09.08.2026
Bozcaada’da sinema keyfi!
09.08.2026
Gökçeada’da 30 Ağustos coşkusu: Ufuk Beydemir sahne alacak
09.08.2026