← Ana Sayfa
Eğitim

ÇOMÜ’lü akademisyenden uyarı: “Dijital görünürlük, beğenilme kültürünün bir sonucu”

✍️ SÜHA PARMAKSIZ 📅 25 Ekim 2025 14:48 👁️ 111 görüntüleme

ÇOMÜ’lü akademisyen Doç. Dr. Tamer Bayrak, dijital oyunlardaki şiddet eğilimi ve dijital zorbalığa karşı farkındalık yaratmanın önemini Kaleninsesi Gazetesi okuyucularına anlattı.

Dijital dünya, insanlığın tahmin edemediği bir hızla gelişmeye devam ediyor. Ancak bu gelişim, beraberinde yeni ve tehlikeli bir gerçeği de getiriyor: Dijital zorbalık!

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İletişim Fakültesi, Yeni Medya ve İletişim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tamer Bayrak, dijital oyunlardaki şiddet eğilimini ve dijital zorbalıkta farkındalık kazanmanın önemini Kaleninsesi Gazetesi okuyucuları ile paylaştı.

Bireylerin dijital ortamda kimlik inşası ve psikososyal etkileri üzerine çalışmaları bulunan Bayrak, dijital çağda yalnızca haberleri okumak değil, onları doğru bağlamda değerlendirebilmenin, manipülasyonu ve dezenformasyonu fark edebilmenin toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

“Oyun yasaklanmamalı, anlamlandırılmalı”

Teknoloji insanları birbirine yakınlaştırırken, dijital mecralar artık günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları ve çevrimiçi oyunlar iletişimi kolaylaştırmanın ötesine geçerek zaman zaman psikolojik şiddetin zeminine dönüşüyor. Uzmanlara göre bu yeni şiddet biçimi, özellikle çocukların psikolojik ve sosyal gelişimi üzerinde yıkıcı sonuçlar doğuruyor.

Doç. Dr. Bayrak, dijital oyunların şiddet eğilimi yaratması yönünden değil, bu eğilimin kişide bırakacağı etkiler üzerine gençlerde ve çocuklarda farkındalık kazandırmanın önemli olduğunu belirterek; “Şiddet içeren oyunları tamamen yasaklamak yerine, çocuklara bu içerikleri anlamlandırma becerisi kazandırmak gerekiyor. Oyunlar birer etkileşimli anlatı biçimidir ve doğru yönlendirildiğinde empati, stratejik düşünme ve iş birliği gibi becerileri de geliştirebilir,” açıklamasında bulundu.

Bayrak, ailelerin ve eğitimcilerin çocuklarla birlikte oyun oynaması gerektiğini, ardından “Ne hissettin?” ya da “Sence bu karakter neden böyle davrandı?” gibi sorularla duygusal farkındalık kazandırılabileceğini söyledi. Konuşmasına; “Böylece oyun, pasif bir tüketimden aktif bir öğrenme aracına dönüşür. Asıl mesele, oyunla çocuk arasına anlam kuran bir yetişkin rehberliği koyabilmektir. Ben dijital oyun oynamayı seven ve kariyerinde olumlu etkilerini görmüş biri olarak, dijital oyunların önemli gelişim araçları olabileceğini düşünüyorum,” şeklinde devam etti.

Dijital görünürlük, beğenilme kültürünün bir sonucu”

Dijital zorbalık, sosyal medyada gençlerin şiddet görüntülerini paylaşma eğilimi ve akran zorbalığının ilgi görmesi gibi konulara da değinen Bayrak, bu durumu şöyle değerlendirdi:

“Bu tür paylaşımlar, dijital görünürlük ve ‘beğenilme’ kültürünün bir sonucu. Gençler için sosyal medya, kimliklerini kurdukları bir sahneye dönüştü. Bu sahnede dikkat çekmek bazen olumsuz içeriklerle bile mümkün hale geliyor. Dijital zorbalığın arkasında çoğu zaman empati eksikliği, kimlik karmaşası ve dijital etik bilincinin zayıflığı yatıyor.”

Bayrak, toplumsal olarak şiddeti “gösterinin bir parçası” olmaktan çıkarmanın önemli olduğunu belirtti. İfadesinde; “Gençlere, bir içeriği paylaşmadan önce ‘Bu görüntü birine zarar verir mi?’ sorusunu sormalarını öğretmeliyiz. Dijital etik, sadece kurallar dizisi değil; aynı zamanda vicdanın çevrim içi yansımasıdır,” dedi.

Doç. Dr. Bayrak, medya ekosisteminde etik içeriklerin Uluslararası Medya ve Bilgi Okuryazarlığı Haftası’nda daha da önem kazandığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Özellikle kadına yönelik şiddet haberleri ve sosyal medyada ilgi gören akran zorbalığı içerikleri, medya okuryazarlığının etik boyutunu gözler önüne seriyor. Şiddetin haberleştirilme biçimi, kullanılan dil, görüntü seçimi ve yorumlar; toplumsal algıyı güçlendirebilir ya da zedeleyebilir. Aynı şekilde dijital platformlarda şiddet eylemlerinin ‘izlenme’ ya da ‘beğenilme’ aracı haline gelmesi, medya etiği ve toplumsal değerler açısından ciddi bir uyarı niteliği taşımaktadır.”

Dijital travma: Yeni çağın görünmez şiddeti

Çocukların dijital ortamlarda maruz kaldığı siber saldırı, tehdit, şantaj ve hakaretlerin yalnızca bireysel bir sorun olmadığını; aynı zamanda toplumsal bir tehdit haline geldiğini gösteriyor

Örneğin, 10 yaşlarında bir çocuğun sosyal medyada alay konusu edildiği bir paylaşımın, saniyeler içinde binlerce kişi tarafından görülmesi artık olağan bir durum. Bu da, çocukların yalnızca okul veya mahalle ortamında değil, tüm dünyaya açık bir platformda hedef haline geldiği anlamına geliyor.

Psikologlara göre bu durum çocuklarda benlik saygısında azalma, akademik başarının düşmesi ve sosyal ilişkilerde kopma gibi ciddi sonuçlara yol açabiliyor.

Doç.Dr. Bayrak, dijital mecralarda kasıtlı veya farkında olunmadan yayılan örtük içeriklerin, özellikle çocukların davranışları üzerinde travmatik etkiler oluşturduğunu aktardı. Açıklamasında “Çocuklardaki adrenalin tutkusu, saldırganlık eğilimleri veya dürtü kontrol bozuklukları; sosyal medya üzerinden şiddet içeren ya da manipülatif içeriklerle birleştiğinde siber zorbalık davranışlarını tetikleyebiliyor,” diyerek dijital zorbalığın önemine değindi.

“Empati temelli dijital etik eğitimi artık zorunluluk”

Eğitim hayatında kademeli olarak dijital etik ve empati kazandırma temelli derslerin verilmesi gerekliliğine dikkat çeken Bayrak, şu ifadeleri kullandı:

“Bu artık bir gereklilikten öte bir zorunluluk. Teknoloji okuryazarlığı kadar ‘dijital duygu okuryazarlığı’ da çağımızın temel becerilerinden biri haline geldi. Çocuklar erken yaşta ekranla tanışıyor ancak iletişimin duygusal boyutunu anlamadan dijital ortama giriyor. Bu da yanlış anlaşılmaları, zorbalığı ve duygusal kopuklukları artırıyor.”

Bayrak’a göre eğitim sistemine erken yaşta empati temelli dijital etik dersleri entegre edilirse, sadece dijital ortamlarda değil, toplumsal yaşamda da daha bilinçli, duyarlı bireyler yetiştirilebilir Buna göre Bayrak; “Teknolojiye değil, insana odaklanan bir eğitim anlayışı, geleceğin en güçlü koruma kalkanı olacaktır,” dedi.

“Medya okuryazarlığı vicdanla birleşmeli”

Sosyal medya ve ana akım medyada yer alan içeriklerin vicdan ve akıl süzgecinden geçmesi gerektiğini hatırlatan Bayrak, sözlerini şöyle tamamladı:

“Medya okuryazarlığı yalnızca bireyleri değil; medya kuruluşlarını, eğitim kurumlarını ve sosyal medya platformlarını da kapsayan çok katmanlı bir bilinç sürecidir. Bu süreçte hem içerik üreticilerinin hem de kullanıcıların dijital alanlarda etik, empati ve sorumluluk temelli bir iletişim dili geliştirmesi büyük önem taşımaktadır.”

Kaleninsesi Gazetesi olarak kendisine teşekkür ederiz.

İlgili Haberler

13. KETs Proje Pazarı için kayıtlar devam ediyor
13.08.2026
DGS sonuçları açıklandı
13.08.2026
Bayramiç'te dereceye giren öğrenciler ödüllendirildi!
13.08.2026
“2026 Uluslararası Sıfır Atık ve Sürdürülebilirlik Yarışması” kataloğu yayımlandı
13.08.2026
Bolayır Şehit Nuriye Ak İlkokulu ve Ortaokulunda Yeni Eğitim Yılı Hazırlıkları İncelendi
13.08.2026
Eğitim-Bir-Sen PİKTES öğretmenlerinin sorunlarını gündeme taşıdı
12.08.2026
Çanakkale'de Yaz Kur’an Kursları Kapanış Programı Gerçekleştirildi
12.08.2026
Mehmet Akif Ersoy MTAL’de yeni eğitim yılı hazırlıkları incelendi
12.08.2026
Okullarda güvenlik tedbirleri değerlendirildi
11.08.2026
Mine Hayta, Ezineli öğrencileri ağırladı
09.08.2026
Biga'da eğitime hazırlık!
09.08.2026
Dünya Fen Bilimleri Şampiyonası'nda 24 ülke arasında Türk öğrenci birinci oldu
09.08.2026
Ezine Gıda İhtisas Osb Myo, Çomü Tercih Ve Tanıtım Günleri’nde Aday Öğrencilerle Buluştu
08.08.2026
Ezine’de Minik Öğrencilere "Çocuk Akademisi" Eğitimi
08.08.2026
Ezine’de "Osmanlıca Türkçesi" Dersleri İçin Bilgilendirme Toplantısı Yapıldı
08.08.2026
Ayvacık’ta Yaz Kur’an Kursları arasında dinî bilgiler yarışması düzenlendi
07.08.2026