Ülkemizin dört bir yanından gelen geleneksel maharetin usta isimleri, Çanakkale Altıneller Geleneksel El Sanatları Festivali’nde bir araya geldi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla gerçekleştirilen somut olmayan kültürel mirasın yaşatılması, geçmişin geleneklerinin gelecek kuşaklara anlatılması ve ustaların desteklenmesi gibi bir dizi koruma tedbirlerinin uygulanması amacıyla düzenlenen ‘Altıneller Geleneksel El Sanatları Festivali’ görenleri büyüledi. Ustalar, el emeği göz nuru eserlerini Çanakkale halkı ile paylaştı. Ahşap Ustası Muzaffer Sağır, “Burada gördüğünüz eserler o yılların birikiminin patlamasıdır. Sevgili çocuklar hiçbir şey çöp değildir. Her şeyden mutlaka bir şey çıkar. Ne olursanız elinize ne nesne geçerse geçsin, bu işe yaramaz diye onu atmayın. Düşünün, taşının, belki ondan bir şeyler yapılacaktır” dedi. Bakır Ustası Cemil Mercan ise, “Bakır, 10 bin yıllık maden geçmişi bin yıllık da sanat geçmişi olan bir maden. Mutfağımızda kullandığımız bakırda pişen yemeklerin daha lezzetli olduğu ve daha sağlıklı olduğu bugün tıp uzmanları tarafından kabul edilmektedir” sözlerine yer verdi.
AHŞABIN GÖZYAŞLARINI SİLEN MUZAFFER ÖĞRETMEN
Ahşap Dostu Muzaffer Sağır, seneler boyunca öğretmenlik yapmış. Deneyimlerini, çocuklara ve doğaya olan sevgisini; ahşapları oyuncaklara dönüştürerek gösteren Ahşap Dostu Muzaffer Öğretmen, “Ben ahşap dostu Muzaffer Öğretmen. Artvin Yusufeli Kılıçkaya Köyünde dünyaya geldim. 38 yıla yakın öğretmenlik yaptım. Öğretmenlik yaparken bütün derslerimizi; yaparak, yaşayarak, göze ve kulağa hitap edecek şekilde işlemek üzere bir metot izledim. Burada gördüğünüz eserler o yılların birikiminin patlamasıdır. ‘Neden ahşabın gözyaşları?’ diye soracak oluşanız; Muzaffer Öğretmen nerede ahşap parçası görse, tahta parçası görse onu eğilip alır. Onu evine götürüp ondan bir şeyler yapmaya gayret eder. Ahşap yeryüzünden kurtulup, işkenceden kurtulup oyuncağa dönüştüğü anda ‘Ben ölmeyeceğim. Yaşamaya devam edeceğim’ der ve gözlerindeki yaşları siler” ifadelerine yer verdi.
AHŞAPLA KONUŞAN MUZAFFER ÖĞRETMEN
Ahşapla konuşan Muzaffer Öğretmen, “Muzaffer Öğretmen, ahşapla konuşur. Kendime dedim ki, ‘Ahşabın gözyaşlarını silip oyuncağa dönüştüren Ahşap dostu Muzaffer Öğretmen olmalıyım.’ Bunu her yerde anlatmaya çalışıyorum. Bana ‘Ahşap konuşur mu?’ diyorlar. İşiten kulağınız varsa, gören gözünüz varsa onun sesini duyarsınız. Bu yılların, çocuklara olan sevgimin, saygımın bir ürünü olarak; sokaklardan toplamış olduğum ahşap parçalarını oyuncaklara dönüştürüp, yavrularımıza ulaştırarak, onların minik ellerinde yaşamalarına gayret ediyorum” dedi.
“SEVGİLİ ÇOCUKLAR HİÇBİR ŞEY ÇÖP DEĞİLDİR”
“Gökten düşen bir yağmur damlası misali ‘yeryüzüne düştüğümde, belki bir ot çıkar, bir gül, bir çiçek olur ve insanlar mutlu olur’ diye uğraşmaya çalışıyorum. Çocuklara vermek istediğim en büyük parolam; ‘Sevgili çocuklar siz dünyanın en güzel çiçeklerisiniz. Siz bizim geleceğimizin teminatısınız. Siz gelecekte bizlerin varlığını devam ettireceksiniz. Siz olmazsınız ilerde bizde yokuz. Sevgili çocuklar hiçbir şey çöp değildir. Her şeyden mutlaka bir şey çıkar” sözlerinin altını çizen Muzaffer Öğretmen, “Ne olursa, elinize hangi nesne geçerse geçsin, bu işe yaramaz diye onu atmayın. Düşünün, taşının, belki ondan bir şeyler olacaktır. Standın içine giren herkes ‘Hocam burada bir enerji var. Hayat var’ dedi” diye belirtti.
“İNSANLARI AHŞAPLA BULUŞTURMA NOKTASI OLSUN”
Ahşaba ilginin fazla olduğunu dile getiren Muzaffer Öğretmen, “Yeter ki, insanları ahşapla buluşturma noktası olsun. Bize tanınan imkanlar doğrultusunda, insanları ahşapla buluşturmaya çalışıyoruz. Çocuk dokunacak, oynayacak ki ahşabın tadını alsın. Ben emekli öğretmenim. Maddi gücüm sınırlı. Maddi gücüm olsaydı, çocuklarımı bu oyuncaklarla buluşturacak bir mekana kavuşmak isterdim. Ama yok. Çocuklarla birlikte, oyuncakları yapmak isterdim. Ama imkan yok. Bize en büyük destek olacak bulunduğumuz yerdeki belediyenin bizlere kapı açarak, çocuklarla buluşma noktasını tahsis etmeleridir. Kültür ve Turizm Bakanlığının bu fırsatı bize vermesi olağan üstü bir güzellik. Kendilerine teşekkür ediyorum” diye vurguladı.
50 YILLIK DENEYİMLE BAKIR ÜSTADI CEMİL MERCAN
Bakır Ustası Cemil Mercan, günümüzde bakıra yeniden yöneliş olduğunu dikkat çekerek sözlerine başladı. Bakır Ustası Mercan, “Gaziantep’ten geliyorum. 50 yıllık bakır işleriyle uğraşıyorum. Altıneller Geleneksel El Sanatları Festivali ile Çanakkale’ye ilk kez geliyorum. Çanakkale güzel bir şehir. Burada olmaktan da ayrıca mutluyum. Bakır, 10 bin yıllık maden geçmişi bin yıllık da sanat geçmişi olan bir maden. Mutfağımızda kullandığımız bakırda pişen yemeklerin daha lezzetli olduğu ve daha sağlıklı olduğu bugün tıp uzmanları tarafından kabul edilmektedir” dedi.
“TEFLON TAVALARIN, ALÜMİNYUM VE ÇELİKLERİN DEVRİ KAPANMAK ÜZERE”
“5 yıldızlı otellerin tanıtım broşürlerinde ‘Mutfaklarımızda bakır ürünler kullanılmaktadır’ diye reklam verilmektedir. Burada güzel bir şey. Eskiye dönüş, eskiye rağbet başladı. Geleneksel el sanatlarımızın hepsinin güzel olduğu ve hepsinin ayrı ayrı yeri olduğu gibi bakırında ayrı bir yeri var. Tarihi, turistlik ve mutfak eşyası olarak önemli bir yeri var” sözlerinin altını çizen Bakır Ustası Mercan, “Sevindirici olan, emayelerin, teflon tavaların, alüminyumların, çeliklerin devri kapanmak üzere. Ki kapanmıştır da. Bizi ayrıca mutlu ediyor” diye belirtti.
“ÇANAKKALE HALKININ SANATA BAKIŞI ÇOK GÜZEL”
Bakır Ustası Mercan, “Çanakkale bizim Türk tarihimizde çok müstesna bir yere sahip. Şehitler yurdu, Kurtuluş Savaşının geçtiği yer. Çanakkale halkının da sanata bakışı çok güzel. Ben ilk defa katılmama rağmen, mutlu etti. İnsanları güzel, şehir sakin, inşallah hep böyle kalır” diye belirten bakır ustası Mercan, “Bu şehrin birlik ve bütünlüğü umarım korunur. Doğal güzellikleri, tarihi güzellikleri ve maneviyatı var” dedi.
“ŞEHİTLİK TURLARI İÇİN KOLAYLIK SAĞLANMALI”
Çanakkale’ye dair gözerimlerini paylaşan bakır ustası Mercan, “Buraya gelen yabancılar şehirlikleri gezerken zorlanıyorlar. Belediyenin, turların günübirlik turları vardır belki ama bunu daha yaygın daha makul fiyatlara yapılması daha iyi olur. Hatta hiç para alınmadan yapılırsa daha iyi olur. Atalarımızın şehit düştükleri toprakları her gelen vatandaşın görmesinde fayda var. Bu toprakların manevi hislerinin gelen insanlar üzerinde etkisi olmasında çok büyük bir katkı sağlayacaktır. Belediye başkanı 3’üncü dönemdir görev yapıyor sanırım. Ama bu konuda biraz zayıf kalmış. Birkaç arkadaş bana geldi ve beni Çanakkaleli zannederek; ‘Şehitliğe ne nasıl gidilir’ diye sordular. Çanakkale denildiğinde akla şehitlik geliyor ve gelen herkesin şehitlikleri gezebilmeleri, Çanakkale’nin tanıtımı için; Belediye olarak, vilayet olarak bir takım önlem ve kolaylıklar sağlanmalı” sözlerinin altını çizdi.
Damla YELTEKİN