Kaleninsesi ← Ana Sayfa
Spor

Çanakkale’den Guinness’e Uzanan İnanılmaz Hikâye: Soğuk Suda 36 Saat

✍️ Eren Derdes 📅 01 Nisan 2026 13:47 👁️ 182 görüntüleme

Profesyonel dalış eğitmeni Mazlum Kibar, 18 Mart Deniz Zaferi’nin yıl dönümünde, Anzak Koyu’nda gerçekleştirdiği 36 saat 9 dakika 36 saniyelik dalışla Guinness Dünya Rekorları’na girerek “Soğuk Denizde En Uzun Süre Tüplü Dalış” rekorunu kırdı.

Çanakkale’de yaşayan 32 yaşındaki profesyonel dalış eğitmeni Mazlum Kibar, 18 Mart Deniz Zaferi’nin yıl dönümünde, Anzak Koyu’nda gerçekleştirdiği 36 saat 9 dakika 36 saniyelik dalışla Guinness Dünya Rekorları’na girerek “Soğuk Denizde En Uzun Süre Tüplü Dalış” rekorunu kırdı; yıllara yayılan hazırlık sürecini, soğuk suyla mücadelesini, 75 kişilik ekiple yürütülen organizasyonun perde arkasını ve suyun altında geçen saatlerde yaşadıklarını Kaleninsesi okuyucuları ile paylaştı. Bu zorlu denemeyi özellikle Çanakkale için büyük anlam taşıyan bu tarihsel günde gerçekleştirme kararını, motivasyonunu ve gelecek hedeflerini tüm ayrıntılarıyla paylaşan Kibar; Rekor denemesini sıradan bir günde değil; Türk tarihinin simge günlerinden biri olan 18 Mart’ta, Anzak Koyu’nda gerçekleştirdiği nefes kesen mücadelesini anlattı.

Çanakkale’de yaşayan 32 yaşındaki profesyonel dalış eğitmeni Mazlum Kibar, yalnızca fiziksel sınırları değil, zihinsel dayanıklılığın da sınırlarını zorlayan bir başarıya imza attı. Kibar, Guinness Dünya Rekorları tarafından tanımlanan “Soğuk Denizde En Uzun Süre Tüplü Dalış” kategorisinde 36 saat 9 dakika 36 saniye su altında kalarak dünya rekorunu kırdı.

Rekor denemesini sıradan bir günde değil; Türk tarihinin simge günlerinden biri olan 18 Mart’ta, Anzak Koyu’nda gerçekleştirmesi ise bu başarıyı çok daha anlamlı hale getirdi. Kibar açıklamadına; "Bu başarı; güçlü bir ekip, büyük bir inanç ve kıymetli desteklerle mümkün oldu. Bu rekor 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi’nin 111. yılına ve aziz şehitlerimize ithaf edilmiştir," ifadelerine yer verdi.

“En zor kategoriden başladık”

Bu projeyi hayata geçirmeye ilk ne zaman karar verdin?

Mazlum Kibar, en uzun süre suyun altında kalma fikrinin bir anda ortaya çıkmadığını, yıllar içinde şekillenen bir hedef olduğunu anlatıyor. 2013–2014 yıllarında bu hayali kurmaya başladığını belirten Kibar, dalışa ilk olarak köpekbalıklarıyla yüzme isteğiyle adım attığını söylüyor. Ancak zamanla suyun altındaki dünyayı yalnızca görmek değil, anlamak istediğini fark ettiğini dile getirerek; “2013–2014 yıllarında en uzun süre suyun altında kalan insan olma fikri kafamda oluştu. Başlangıçta köpekbalıklarıyla dalış yapma hedefim vardı. Zamanla suyun içindeki yaşamı, davranışları anlamaya odaklandım. Bu süreçte David Blaine’in 2006’da New York’ta 7 gün 7 gecelik dalış hikayesi de beni etkiledi. Hatta bundan etkilenip köpekbalıkları ile daha iyi bir iletişim sağlayacağımı düşündüm” dedi.

En zor kategoriyi seçtik ve oradan başladık”

Kibar, bu hedef doğrultusunda farklı rekor kategorilerini detaylı şekilde incelediklerini belirtiyor. Havuzda sıcak suda yapılan 8 günlük rekor, normal deniz şartlarında 145 saatlik süre ve gölde 120 saatlik dalış gibi örnekleri araştırdıklarını anlatan Kibar, özellikle soğuk deniz kategorisinin diğerlerinden ayrıldığını vurgulayarak; “Soğuk deniz rekoru 30 saat 20 dakikaydı ve bu kategori hipotermi riski nedeniyle en zor olanıydı. Biz de doğrudan bu alana yöneldik ve süreyi 36 saate çıkararak rekorlar kitabına girdik. Asıl hedefim hâlâ 10 gün suyun altında kalmak ama bu kırdığımız rekor, sürecin en zorlu aşamasıydı” diye konuştu.

Neden en zor kategoriden başladıkları sorusuna ise Kibar, yalnızca fiziksel değil, organizasyonel gerekçelerle de şu yanıtı verdi; “75 kişilik bir ekiple çalıştık. Bu ekip en az 4 gününü, bazıları ise bir haftasını tamamen bu işe ayırdı. Daha uzun süreli bir denemede bu süre en az 15 güne çıkıyor ve maliyet ciddi şekilde artıyor. Soğuk su şartları daha zor ama operasyonel olarak daha yönetilebilir olduğu için en zordan başlamayı tercih ettik.”

“Suya girdiğim an yılların emeğini düşündüm”

36 saat suyun altında kalmak… İlk daldığın anda aklından ne geçti?

“Suya girdiğimde yıllardır verdiğimiz mücadelenin artık karşılığını alacağımızı düşündüm” diyen Mazlum Kibar; “Maddi imkânsızlıklar, şehir şehir dolaşıp yaptığımız antrenmanlar… Hepsi gözümün önünden geçti. O an hem gururluyduk hem de süreci doğru yönetmeye hazırdık” şeklinde konuştu.

10 yıllık hazırlık: Soğuğa bilinçli alışma

Kendini bu fikre nasıl hazırladın? Üşüdün mü?

Kibar’ın anlattıkları, bu rekorun yalnızca birkaç aylık bir hazırlıkla gelmediğini net şekilde şu cümlelerle ortaya koydu; “2015’ten beri kışın mont giymiyorum. Vücudumu soğuğa alıştırdım. Dalışlarda da tam ekipman yerine daha hafif kıyafetler kullandım. İnsanlar bana ‘çılgın’ diyordu ama bu bir adaptasyon süreciydi.”

Soğuk su deneyimini ise şu sözlerle tarif etti; “Bu bildiğimiz üşümek değil. Erzurum’da, Kars’ta askerlik yapanlar o hissi daha iyi anlar. Ama suyun altındaki çok daha ağır bir soğuk. Bunu kabullenmeden o süreyi geçirmek mümkün değil. Biz mental olarak bu sürece hazırlandık rekor günü de zaten tamamıyla o soğuğu, kabullenerek ve gerek orada üşümeyi göze alarak geçirmek zorundaydık bunların hepsi de çok ciddi mental hazırlık gerektiren süreçti ve disiplini beraberinde getiriyordu.”

Basınç, yorgunluk ve ekip desteği

Uzun süre suda kalınca kaslar nasıl tepki veriyor?

“Basınç altında olduğumuz yer 6–7 metre derinlikteydi. Bu da karadaki basıncın yaklaşık 1.7 katı demek. 2 katına yakın. Üzerimizde sürekli bir baskı vardı. Kan dolaşımı zorlaşıyordu. Giymiş olduğumuz kıyafetlerimiz de haliyle sıkışmaya sebebiyet veriyordu bu da elbisenin vücudumuzu sıkıştırmasıyla kan dolaşımının yeteri kadar iyi yapılamamasına sebebiyet veriyordu. Biz bunun üstesinden şu şekilde geldik bunu ekip arkadaşlarımın yaptığı masajlarla dengeledik. Her saat iki dalgıç değişiyordu ve sürekli destek aldım. Yorgunluk etkisini masajla ortadan kaldırmaya çalışarak geçirdik.”

“Bir çorba olsa dedim…” ama unutuldu

O kadar süre suyun altında kalınca aklından neler geçti bir çay olsa da içsem dedin mi?

“Şu an bir çorba olsa çok güzel olurdu dediğim oldu. Ve Çorba istedim. Yazışarak iletişim kuruyorduk. Ama yukarıdaki yoğunlukta unutulmuş. Nasip olmadı, bir sonraki rekora diyelim.”

Uykun geldi mi, Geldiyse nasıl baş ettin?

“Yaklaşık 2,5–3 saat uyudum. Tam kesintisiz değil, tüp değişimlerinde uyandırıldım. Uyumak kolay değil ama ekip arkadaşlarıma sarılarak bir güven ortamı oluşturduk ve o şekilde uyuyabildim.”

Zaman algısı: Düşüncelerle dolu bir maraton

Zaman kavramı suyun altında nasıldı? Geçen saatler sana nasıl hissettirdi?

“Bazı filmlerde şöyle sahneler olur ya kişinin kafasından tonlarca düşünce geçer senaryolar gözünün önüne gelir. Benzeri durum aşağıda çokça yaşadım hiç durmayan çalışan bir makine misali kafam çalışıyordu. Zaman akarken zihnim hiç durmadı. Sürekli düşündüm, plan yaptım. Gelecek rekorları, dalış okulumu, projelerimi… Yazışarak ekip ile iletişim kurduk. Her an doluydu.”

Rekoru tarihin yazıldığı yerde kırmak istedik”

18 Mart Deniz Zaferi ile bu süreci birleştirmek nasıl gelişti?

Kibar, bu tercihin bilinçli olduğunu söylüyor:

“Bu rekoru kendi merkezimizde yapabilirdik ama 18 Mart’ın anlamına uygun olsun istedik. İzin alarak burada gerçekleştirdik. O bölgede yürürken savaşın izlerini gördük.”

Mazlum Kibar, rekor denemesinin yalnızca sportif bir hedef olmadığını, aynı zamanda anlamlı bir mekân ve tarih seçimiyle bütünleştiğini anlattı. Bu doğrultuda, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ile iletişime geçtiklerini belirten Kibar, süreci şöyle aktardı; “18 Mart için bir rekor denemesi planladığımızı ilettik. Kendi dalış merkezimizde de bunu yapabilirdik ama dedik ki, bu denemeyi Çanakkale Deniz Zaferi’nin yaşandığı topraklarda gerçekleştirirsek çok daha anlamlı olur. Sağ olsunlar talebimizi kabul ettiler ve alanı açtılar.”

Hazırlık sürecinin sahada ciddi bir keşif çalışmasıyla geçtiğini vurgulayan Kibar, Arıburnu’ndan Mimoza Plajı’na kadar uzanan hatta defalarca dalış yaptıklarını söyledi. Kibar; “Yaklaşık 4 kilometrelik bir alanda, sırtımızda ekipmanlarla yürüyerek sürekli suya girip çıktık. Amacımız doğru derinliği ve en uygun noktayı bulmaktı. En sonunda, savaşın en yoğun yaşandığı bölgelerden birinde karar kıldık” dedi.

Bu süreçte yalnızca teknik değil, duygusal bir bağ da kurduklarını ifade eden Kibar, karada gördükleri cephe izlerinin dalış sırasında kendileri için güçlü bir motivasyona dönüştüğünü dile getirerek; “O alanlarda dolaşırken, atalarımızın daracık siperlerde günlerce, haftalarca nasıl mücadele ettiğini düşündük. Sessizce, tetikte, her an düşmanı bekleyerek geçen bir zaman… Biz de suyun altında o duyguyla vakit geçirmeye çalıştık” şeklinde konuştu.

Kibar, bu yaklaşımın kendilerine dışarıdan da karşılık bulduğunu belirterek, bir komutanın sözlerinin ekip üzerinde derin bir etki bıraktığını aktararak; “Kolordu Komutanlığı’ndan bir albayımız, ‘Siz de suyun altında atalarımız gibi nöbet tuttunuz’ dedi. Bu söz bizi gerçekten çok onurlandırdı.” ifadesini kullandı.

Suyun altındaki zorlu şartlara rağmen bu tarihsel bağın süreci kolaylaştırdığını söyleyen Kibar, sözlerini şöyle tamamladı; “Onların yaşadığı zorlukları düşündükçe, bizim şartlarımızın aslında ne kadar daha rahat olduğunu fark ettik. Bizim etrafımızda düşman yoktu, ekip arkadaşlarımız vardı. Daracık siperler yerine geniş bir platformdaydık. Bu düşünce, orada geçirdiğimiz zamanı daha yönetilebilir hale getirdi.”

Gençlere mesaj: “İnandığın şeyi söke söke alacaksın”

Bu spora başlamak isteyen gençlere ne söylersin?

“Önce kendilerine inanmalılar. Ben disiplin için dövüş sporlarıyla da ilgilendim. Balkan şampiyonluğu yaşadım. Yani hedefe giden yolda yan branşlar çok önemli.”

“Hayat kolay değil. Başarı da kolay gelmiyor. Ama gerçekten istiyorsanız, o başarıyı söke söke almanız gerekiyor.”

Rekor anı: Kutlama yerine hastane

Maskeyi çıkarma anları nasıldı?

“İlk refleksim herkes suya diye bağırmak oldu. Hep birlikte kutlamak istedim. Ama doktor kontrolü gerekiyordu, o yüzden hızlı bir şekilde ekip olarak Guinness belgesini kaldırdığımız an oldu… işte o an her şeyin karşılığıydı.”

Bir rekor, bir şehir, bir anlam

Çanakkale’den çıkan bu başarı, yalnızca bireysel bir spor hikâyesi değil. 18 Mart gibi tarihi bir günde, tarihin yazıldığı sularda gelen bu rekor; azim, disiplin ve anlamın birleştiği güçlü bir sembol olarak kayda geçti.

Mazlum Kibar’ın hedefi ise burada bitmiyor: sırada, insanın su altında kalma süresini 10 güne çıkarma hayali var. Kaleninsesi olarak kendisine başarılar dileriz.

İlgili Haberler

Durgunsu Türkiye Şampiyonası’nda Çanakkale’den önemli dereceler
30.08.2026
Trendyol Süper Lig'de 69. sezon heyecanı
13.08.2026
Dusan Vlahovic Beşiktaş'ta! Sözleşme imzalandı
13.08.2026
Çanakkale Belediyespor’un genç yüzücüleri Samsun’da madalyalara kulaç attı
13.08.2026
Kepezspor'da forvet transferi!
13.08.2026
Kepezspor’a deneyimli stoper takviyesi!
13.08.2026
Kepezspor'dan yeni transfer!
13.08.2026
ÇOMÜ Kadın Voleybol Takımı İlkleri Yaşattı
12.08.2026
Emirhan Kabataş Kepezspor’da
12.08.2026
Kepez Hamidiye Spor’da Altyapıdan A Takıma İki Genç Yetenek
12.08.2026
Gelibolu’da 30 Ağustos Zafer Bayramı Açık Hava İl Şampiyonası gerçekleştirildi
12.08.2026
Kepezspor, iki önemli isimle anlaştı
12.08.2026
Milli Futbolcu Kenan Yıldız İçin İngiliz Devi Arsenal Devreye Girdi
12.08.2026
Dostluk kazandı
11.08.2026
Çanakkalespor’dan gol kralı transferi: Oğuzhan Palaz Çanakkalespor'da!
11.08.2026
Bigaspor'da yeni transfer imzayı attı!
11.08.2026