Çanakkale’de artan kuraklık ve susuzluk tehdidi, tarım ve içme suyu kaynaklarını giderek zorluyor. Son yıllarda sıkça yaşanan orman yangınları da bu tabloyu ağırlaştırırken, bölgedeki uzmanlar ve sanayi temsilcileri deniz suyu arıtma tesislerinin artık lüks değil, zorunluluk haline geldiğini vurguluyor.
Biga’daki İÇDAŞ fabrikalarında 2009’dan bu yana faaliyette olan tesis, Marmara Denizi’nden alınan suyu ters osmoz yöntemiyle arıtarak günde 6 tondan fazla içme ve kullanma suyu üretiyor. Şirketin Halkla İlişkiler Müdürü Şerif Mutlu, Kaleninsesi Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin tatlı su kaynakları giderek azalıyor. Deniz suyu sınırsız bir kaynak ve arıtma teknolojileri sayesinde tarımsal sulama ve içme suyu için kullanılabilir hale getirilebilir. Bu, kuraklık tehdidi altındaki bölgeler için büyük bir fırsat” dedi.
Mutlu, deniz suyunun dünya yüzeyinin %70’ini, toplam su varlığının ise %96,5’ini oluşturduğunu hatırlatarak, “Arıtma sistemleri sadece sanayi değil, turizm ve tarım için de yaygınlaştırılmalı. Her köyde, her beldede bu yatırımlar hayata geçirilmeli” diye konuştu.
Deniz suyu nasıl arıtılıyor
Deniz suyu denizden çekiliyor. Denizden alınan su önce içindeki canlıları ayırmak için bir arıtmadan geçiriliyor.
Ondan sonra tuzdan arıtma prosesine geçiliyor. Sonrasında içme suyu haline getirecek dezenfekte yöntemi kullanılıyor. Bu aşamada da ilaç kullanılıyor. Suyun kirlilik durumuna göre de maliyetler artıyor. Suyun arıtması ile sorun bitmiyor, bu sefer arıtılan sudan çıkan yoğun tuzlu su için ise daha başka işlemler gerekiyor. Bu arıtma tesislerinin kapasitesi ne kadar büyük olursa ilk yatırım bedelleri de bununla birlikte azalıyor
Geçtiğimiz yıl, büyük kuraklıkla mücadele eden İzmir, Muğla gibi illerde Çeşme, Bodrum’da üreticiler birleşerek dikili alanlarına yakın, deniz suyu arıtma tesisleri kurulmasını sağladılar. Kısa sürede verimli hale getiren yatırım bu sayede fırsata dönüştü.
Son yıllarda Çanakkale’de artan kuraklık ve susuzluk ise hem içme sularında hem tarımsal sulamada, vatandaşların en büyük sorunu haline geldi. Halkla İlişkiler Müdürü Şerif Mutlu, tarımsal sulamada zaten damla sulama kullanıldığını ve burada kullanılacak suyunda arıtma suyu olarak yaygınlaşması gerektiğinin önemine değindi.
Osmanlı’dan günümüze uzanan bir yöntem
Deniz suyu arıtma fikrinin 17. yüzyılda gemilerde basit yöntemlerle başladığını, Osmanlı döneminde 1894’te Cidde’de su ihtiyacını karşılamak için istasyon kurulduğunu hatırlatan Mutlu, modern tesislerin artık çok daha verimli çalıştığını söyledi.
Teknoloji maliyetleri düşürüyor
Mutlu, deniz suyunun önce içindeki canlılardan arındırıldığını, tuzdan ayrıştırma ve dezenfekte işlemleriyle içme suyuna dönüştürüldüğünü aktararak, “Arıtılan sudan çıkan yoğun tuzlu su da ayrıca işleniyor. Membran teknolojisinin gelişmesiyle yatırım maliyetleri hızla düşüyor. Bugün bu sistemler, kıyı bölgelerindeki köylerin ve beldelerin su ihtiyacını karşılamak için uygulanabilir seviyeye geldi” dedi.
Ezine’de denendi
Ezine ilçesine bağlı Geyikli belediyesi, çevresinde su kaynakları bulunmasına rağmen denizden içme suyu elde etmek için daha önce 200 milyon Euro’luk projeye imza atılmıştı. Sadece tatlı suya kavuşma imkanı olmayan yerlerde hayata geçirilen bu projenin maliyeti de oldukça fazla oldu. Bozcaada’ya deniz suyu arıtma yerine anakaradan deniz altından su götürülürken nüfusu az olan beldede böyle bir projeye imza atılması o dönem tartışma konusu oldu.
Çanakkale’de Ezine’ye bağlı Geyikli beldesinde de geçmişte yüksek maliyetli bir deniz suyu arıtma projesi denenmişti. Mutlu, bu örneklerin tartışma konusu olsa da, su krizinin derinleştiği günümüzde stratejik bir çözüm olarak yeniden gündeme alınması gerektiğini vurguladı.
Bölgedeki kuraklık tehdidi artarken, uzmanlar deniz suyu arıtma sistemlerinin Çanakkale genelinde yaygınlaştırılması çağrısında bulunuyor. Bu adımın, tarımsal üretimi korumanın ve içme suyu temininde sürdürülebilirliği sağlamanın en etkili yolu olacağı ifade etti.