Çanakkaleli sanatçı Melis Özkes ile iplikten iğneye, tuvalden, insan tenine işlediği dövme ve resim sanatını konuştuk. Kaleninsesi Gazetesi’ne sanatla ilgili konuşan Özkes, “Sanat benim için başka dünyalara açılan bir kapıdır” dedi.
Güzel Sanatlar Lisesi yıllarında başlayan tutkusunun, dergi sayfalarından odasının duvarlarına asılan hayallere, oradan da teni bir tuvale dönüştüren dövme sanatına kadar uzandığını belirten Özkes, küçük bir şehirde emeğin daha çok takdir gördüğünü, bu sayede sanatının derinleştiğini ifade etti. Dövme sanatını “kişisel hikâyelerin ten üzerinde ölümsüzleştiği bir form” olarak tanımlayan Özkes, Çanakkale’nin özgün ruhunun ve insanların samimiyetinin ilham kaynağı olduğunu vurguladı. Sanatı farklı disiplinlerin birleşimi olarak gören sanatçı, Barcelona’da eserlerini icra etme hayalinin ise bu uzun yolculuğun en heyecan verici durağı olduğunu söyledi.
Fırçadan, Örgüye ve Dövme İğnesine
Özkes sanatın her boyutuna ilgi duyduğunu belirterek, sanata olan tutkusunun temelleri, Güzel Sanatlar Lisesi'nde atıldığını aktardı. Konuşmasına; “O yıllarda elimden düşürmediğim sanat dergileri, beni dövme sanatıyla tanıştırdı. O dönemin en büyük heyecanı, beğendiğim dergi sayfalarını kesip odamın duvarlarına asmak ve onlarla uyumaktı. Bu sayfalar, sadece dekorasyon değil, aynı zamanda hayallerimin birer somut kanıtıydı, bu dergilerdeki makalelerde okuduğum her bir çizgi, her bir hikâye, tenin bir tuvale dönüşebileceği fikrini zihnime kazıdı,” şeklinde devam etti.
İpliklerin Dansı: Emeğin Değeri Bu Kentte Daha Fazla
Örgü ve el işi ürünlerine olan ilgisini anlatırken, küçük bir şehirde emeğin daha çok takdir gördüğünü belirtti. El sanatları yönünden sanatın her yönünü denediğini belirten Melis Özkes, Popüler El örmesi çanta ve kıyafetler de tasarladığını ve ördüğünü dostlarından da bol bol sipariş aldığını aktardı.
Tenin tuvale dönüştüğü bir yolculuk
Resim sanatına olan tutkusunun zaman içerisinde dövme sanatıyla birleştiğini vurgulayan sanatçı, “Dövme, sadece bir estetik uygulama değil; kişisel hikâyelerin ten üzerinde ölümsüzleştiği bir sanat formu. Her çizgi, danışanımın ruhunu yansıtan bir fırça darbesi gibi” dedi. Çanakkale’de bu işi yapmanın kendisine kattığı değeri ise şöyle anlattı: “Bu şehirde insanlar hikâyelerini paylaşmaktan çekinmiyor, onların güvenini kazanmak sanatımı daha da derinleştiriyor” düşüncelerine yer verdi.
Özkes, Sanatla yolculuğunuzda hayalleriniz neler sorusuna; “Bu hayaller, fırçamı dövme iğnesiyle değiştirdiğim anlarda daima yanımdaydı. Şimdi, bireysel çalışmalarıma devam ederken, o duvarlardaki sayfaların ilhamıyla sanatımı bir sonraki seviyeye taşıma arzusunu derinden hissediyorum. O günlerden beri içimde hep bir tutku taşıdım: bir dövme sanatçısı olmak ve sanatımı dünya çapında bir sanat başkenti olan Barcelona'da icra etmek. Barcelona hayali, benim için sadece bir hedef değil, aynı zamanda sanatla dolu bu yolculuğumun en heyecan verici duraklarından biri,” şeklinde yanıt verdi.
“Sanat ve renkler damarlarımda akıyor”
Sanatın farklı alanlarını tek bir bütün olarak gördüğünü dile getiren sanatçı, “Resim öğretmenliği, dövme sanatı ve el işleri benim için ayrı disiplinler değil; sanatın farklı tonları. Çanakkale, bu çeşitliliği besleyen bir şehir. Burada sanatın sınırı yok; önemli olan o sınırları zorlamak ve kendini en özgün biçimde ifade etmek” diye ifade etti.