“Kuraklık ilan edilmeli”
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Merkezi’nden Prof. Dr. Murat Türkeş, Türkiye’nin uzun süreli bir kuraklık döneminin ortasında olduğunu belirterek, “Eğer bu yıl sonbaharda beklenen yağışlar gelmezse Türkiye’nin büyük bölümünde uzun yıllar sonra üçüncü kurak yılı yaşayacağız. Barajlarımızın çoğu yüzde 40 ve altına indi, Bayramiç Barajı’nda doluluk yüzde 13’e kadar düştü. Önümüzdeki ekim, kasım ve aralık aylarında da yağışların normallerin altında kalması olası. Bu yüzden kuraklığı resmen ilan etmek gerekiyor” dedi.
Kuraklıktan en çok etkilenen alanlar barajlar, göletler, akarsular ve tarım arazileri oldu.
Türkeş, gelecek sonbahar ve kış aylarında hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin en az 2 °C üzerinde seyredeceğini, bu durumun buharlaşma yoluyla baraj ve göletlerdeki su kaybını hızlandıracağını vurguladı. Yer altı sularını besleyecek uzun süreli kar yağışlarının giderek enderleştiğine dikkat çekerek, “Yağışın her milimetresinin toprakta ve su kaynaklarında tutulmasını sağlayacak planlamalar şart. Hâlâ içme suyu ile bahçe sulanıyor, halı, araba ve balkon yıkanıyor. Bu alışkanlıklar su krizini derinleştiriyor” ifadelerini kullandı.
“Kapalı sulama sistemine ivedilikle geçilmeli”
Çanakkale Ziraat Odası Başkanı Ufuk Ünver ise kentte kuraklığın çiftçiyi ağır şekilde etkilediğini söyledi:
“Çanakkale son iki yıldır ne kar alıyor ne yağmur. Bilim insanları bu durumun en az 5 yıl sürebileceğini söylüyor. Bütçelerde su mutlaka öncelikli yatırım planına alınmalı. Atikhisar ve Bayramiç barajlarından hâlâ açık kanaletle su veriliyor. Bu hem su kaybına yol açıyor hem de çiftçiyi zorluyor. Kapalı sisteme geçilmezse zor bir süreç bizi bekliyor.”
Ünver, damla sulamanın zorunlu hale gelmesi gerektiğini belirterek, “Suyun bu kadar kıt olduğu bir yerde açık kanaletle veya salma suyla sulama yapılmamalı. Damla sulama hem verimi artırır hem de suyun tasarruflu kullanımını sağlar” dedi.
Hem sektör uzmanları hem de üreticiler, su yönetiminde hızlı ve kalıcı önlemler alınmaması halinde Çanakkale ve çevresinin önümüzdeki yıllarda daha derin bir su krizine sürüklenebileceği uyarısında bulunuyor.