Çanakkale’de başlayan bir hikâye, bugün Avrupa Şampiyonası hedefiyle uluslararası arenaya taşınıyor. 25 yaşındaki paratriatlet Tahir Erdemir, yalnızca elde ettiği derecelerle değil, spora yüklediği anlamla da dikkat çekiyor. Bir okulda rehber öğretmen olarak görev yapan Erdemir, aktif olarak para triatlon branşında mücadele ediyor. Triatlondaki beşinci sezonunu geçiren sporcu, yaklaşık 8 yıldır bireysel branşlarda disiplinli bir şekilde yoluna devam ediyor. Ancak onun hikâyesi sadece yarışlardan ibaret değil. Erdemir için spor, bir kariyerden çok daha fazlası: “Hayata tutunma biçimi.”
Bir Şehirden Fazlası: Çanakkale ile Kurulan Güçlü Bağ
Her sporcu bir yerden başlar. Ancak bazı sporcular için o yer, yalnızca bir başlangıç değil; aynı zamanda bir dayanak noktasıdır. Tahir Erdemir için Çanakkale tam olarak böyle bir yer. Yıllardır aynı yolları koşuyor, aynı parkurlarda bisiklet sürüyor, aynı şehirde antrenman yapıyor. Ancak onun için bu tekrarlar bir rutin değil, güçlü bir bağın parçası.“Bu şehrin yeri gerçekten çok başka. Tıkandığım noktalarda bana güç veren yer burası.“ Çanakkale, onun için yalnızca bir yaşam alanı değil; aynı zamanda zihinsel dayanıklılığını besleyen bir kaynak. Erdemir, antrenman yaptığı her anın bu şehirle kurduğu bağı yeniden kurduğunu şu sözlerle anlatıyor: “Attığım her adımda, koştuğum her kilometrede, sürdüğüm her pedalda farklı duygular var. Aynı yerlerde defalarca bulunmak ama her seferinde başka bir şey hissetmek… bunu anlatmak kolay değil.”
Triatlon gibi bireysel ve dayanıklılık gerektiren bir branşta sporcu çoğu zaman yalnızlıkla mücadele eder. Uzun antrenmanlar, sessizlik ve zihinsel sınırlarla yüzleşme bu sürecin parçasıdır. Erdemir için bu yalnızlık, Çanakkale’de anlam kazanıyor: “Zihinsel olarak çok tıkandığım anlar oluyor. O anlarda bu şehir bana çok iyi geliyor. Burada koşarken sadece kendim için koşmuyorum gibi hissediyorum. Bu topraklar çok şey yaşamış. O hissiyat insana farklı bir güç veriyor.” Bu nedenle Tahir Erdemir’in Avrupa yolculuğu yalnızca bireysel bir başarı değil; Çanakkale ile kurduğu güçlü bağın performansa yansıması.
Dayanıklılığın Ötesi: Zihinsel Sınırlarla Yarış
Triatlon; yüzme, bisiklet ve koşunun birleştiği, yüksek dayanıklılık gerektiren branşlardan biri. Olimpik mesafede sporcular: 750 metre yüzme, 20 kilometre bisiklet, 5 kilometre koşuyu kesintisiz tamamlıyor. Ancak Erdemir’e göre asıl belirleyici olan fiziksel güç değil: “Beden ve zihin iki ayrı terazi gibi. Biri düştüğünde diğeri seni ayakta tutmak zorunda.” Yarışın en kritik noktası ise fiziksel sınırların zorlandığı anlar: “Bitti dediğim yerde aslında yeni bir başlangıç açılıyor. “
Bir Tercih Değil, Bir Çıkış: Sporla Yeniden Başlamak
Erdemir’in sporla kurduğu bağ, bir planın değil, bir ihtiyacın sonucu. Lise yıllarında yaşadığı yalnızlık, kilo problemi ve içsel kırılmalar, onu spora yönlendiren en önemli etkenler arasında yer alıyor. 96-97 kiloya ulaştığı, kendisini fiziksel ve psikolojik olarak rahatsız hissettiği dönem, hayatında bir dönüm noktası oluyor. “Kalabalıklar içinde yalnız hissettiğim bir dönemdi. Spor benim için bir çıkış yolu oldu.” 2016 Paralimpik Oyunları’nı izledikten sonra atletizme yönelen Erdemir, 18 yaşında para branşlarda aktif spor hayatına başladı. “Hiçbir zaman sadece kazanmak için yapmadım. Bana iyi geldiği için yaptım.”
Dirençten Güce: ‘Yapamazsın’ Diyenlere Karşı Bir Hikâye
Başlangıçta beklediği desteği göremediğini ifade eden Erdemir, bu sürecin kendisini geri çekmek yerine daha da motive ettiğini söylüyor: “Yapamazsın diyenler oldu. Ama ben o cümlelerden kaçmadım.” Bu mücadele bir ispat çabası değil: “Benim verdiğim savaş, birini haksız çıkarmak değil. ‘Olmaz’ denilen şeylerin yapılabileceğini göstermek.” Bugün bir rehber öğretmen olarak gençlere de bu deneyimini aktaran Erdemir, özellikle hayallerin sınırlandırılmasına karşı net bir duruş sergiliyor: “Hiçbir çocuğun hayali dışarıdan bakılarak ‘olmaz’ diye sınırlandırılmamalı.”
Mutluluk Bir Sonuç Değil, Bir Mücadele Süreci
Erdemir’in hikâyesinde başarıdan önce gelen bir kavram var: Kendi hayatına sahip çıkmak. “Size iyi gelmeyen bir hayatı değiştirmek için çabalamak zorundasınız.” Ona göre spor, yalnızca madalya kazanmak değil; insanın kendi hayatını kurabilmesi için bir araç. “Sana ait olmayan bir güne uyanmak en büyük kabus.”
Avrupa Öncesi Formda: PTS4’te Zirve Performans
PTS4 kategorisinde mücadele eden Tahir Erdemir, 2026 sezonunda Türkiye Triatlon Federasyonu yarışlarında ortaya koyduğu performansla öne çıkıyor. 2026 sezonu dereceleri:
Serik Triatlonu Türkiye Kupası – 1.’lik (01:12:29 / 9000 puan)
Salda Duatlonu Türkiye Kupası – 1.’lik (01:12:56 / 9000 puan)
İzmir Duatlonu Türkiye Kupası – 1.’lik (01:08:01 / 9000 puan)
Aynı kategoride mücadele eden sporcular arasında puan ve derece istikrarı ile dikkat çeken Erdemir, yaklaşık 40 gün sonra düzenlenecek Avrupa Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil etmeye hazırlanıyor. Bu yarış, aynı zamanda 2028 Paralimpik Oyunları yolunda kritik bir adım niteliği taşıyor.
Kürsüde Süreklilik: İstikrarın Somut Karşılığı
2022’den bu yana katıldığı yarışlarda dikkat çeken bir istikrar yakalayan sporcu, birçok organizasyonda kürsünün zirvesinde yer aldı. Bu tablo, yalnızca bir başarı değil; disiplinli çalışmanın somut bir karşılığı.
Başlangıca Dönüş: En Büyük Pay 17 Yaşındaki Hali
Tahir Erdemir, bugün geldiği noktayı değerlendirirken geçmişine özellikle ifade ediyor: “En büyük başarı o zamanki bana ait. Çünkü en büyük zorluğu o yaşadı.” Lise yıllarında yaşadığı yalnızlık ve belirsizlik, bugün ulaştığı seviyenin temelini oluşturuyor. “İçimdeki çocuğu hiçbir zaman kaybetmedim.” Bugün bir eğitimci olarak gençlere ulaşan Erdemir, o dönemin kendisine yüklediği sorumluluğun farkında: “Benim gibi 17-18 yaşındaki çocuklara bir şey bırakmak istiyorum.” “Bazen olmaz. Ama denememek daha büyük kayıp.”
Çanakkale’den Avrupa’ya, Hedef Paralimpik Sahnesi
Bu; Çanakkale’de büyüyen bir gencin, yalnızlıkla başlayan mücadelesinin, spora tutunarak yeniden ayağa kalkmasının ve Avrupa sahnesine uzanan yolculuğunun hikâyesi. Çanakkale’den çıkan bu hikâye şimdi Avrupa’ya taşınıyor. Sonraki durak: Paralimpik Oyunları.