Türkiye genelirde 24 milyon hektar arazinin sürülüp ekilebilir durumda olduğunu, bunun 9,5 milyon hektarını sulanabilir konumda bulunduğunu ancak 5.5 milyon hektarın sulandığını geriye kalan 4 milyon hektarın da her yıl Orman Su İşleri Bakanlığının yaptığı baraj, gölet yatırımlarıyla ekonomik verimli kullanılmasının amaçlandığını anlatan Özkurnaz, suyun tarım için ne kadar önemli olduğunu buğday rekoltesinin dönüm başı iki kat artmasının görülebileceğine dikkati çekti.
“TOPLULAŞTIRMA YAPMALIYIZ”
Organik ürün çeşitliliğini korumada önemli adımlar atıldığını ancak kullanılmayan arazi nedeniyle ekonomik verimlilik sağlanamadığına vurgu yapan Özkurnaz, “Tohumculuk hızlı bir şekilde gelişti. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tohumculukta Tohum Bankası kurdu. Böylece her çeşit ürünler ile geçmişteki bizim esas kendi ürünlerimiz de şu anda koruma altında. Organik tarım anlamında bu çok önemli ancak bazı sıkıntılar da yaşanmıyor değil. Örneğin; dağınık toprak yapımız var. Kimi aile fertleri ile anlaşamadığı için tarlayı kullanmıyor, kimi miras yoluyla geçtiği için gelip köyde çiftçilik yapmıyor, kimi sınır komşusu ile sorunlu. Bunu ortadan kaldırmak için Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı toplulaştırma çalışması başlattı. Yeterli mi? Elbette yeterli değil. Amaçlanan hedefe ulaşmış değiliz. Bir örnekle anlatırsak; tapulaştırılmada eksiklik nedeniyle şu andaki kaybımız yıllık 500 milyon ton buğday.2.5 milyon hektar arazi tarla sınırı nedeniyle kullanılamıyor ve üretim kaybına yol açıyor. Hızla bu işin üzerine gitmemiz gerekiyor. “ dedi.
ÇANAKKALE’DE TARIM
Genel Başkan Özkurnaz, Çanakkale tarımı ile ilgili değerlendirmede “Tarımın özellikle Çanakkale ilimize baktığımızda her çeşit ürünün olabildiği yılın dört mevsiminde dört ayrı iklimin yaşandığı bir bölgedeyiz. Bu coğrafyamızda beklide Türkiye’de hatta dünyada en güzel illerden birisindeyiz. Çiftçimizde bu konuda çok şanslı. Her türlü ürün ekilebilir ve ürün verebilir durumda. Tabi ki meyve alanına da baktığımızda meyvecilik içerisinde sadece elmasının, şeftalisinin yanında zeytinciliği de çok ileri safhadadır. Zeytincilikte dünya da bir Midilli Adası iki İzmir ve Çanakkale arasında yetişen zeytinyağlarından elde edilen yağlar doğal olarak kendiliğinden 0 asit olarak üretilebilmektedir. Tabi ki her türlü ürünümüzün böyle güzel ve bolluk içersinde olduğu bir coğrafyada bizim on tane değişik ürünümüz Türkiye’de birinci sıradadır. Bu meyvecilikte özellikle böyledir. Bölgemiz bu konuda tarım açısından çok şanslı bir bölgedir. Kaz Dağlarıyla ve iklimiyle sürekli yılın on iki ayında üretim yapılabilen bir bölgedir. Sulama alanlarının olduğu yerlerde yılda iki ürün alma şansına sahiptir. Meyveciliğin yanında üzümcülüğün yoğun olduğu bir bölgedir. Şeftali hasadı yapılan bir bölgedir. Çanakkale hayvancılıkta da ciddi bir bölgedir. Çanakkale yine küçükbaş hayvancılıkta da ciddi bir bölgedir. Yani Çanakkale’nin 520 bin nüfusa sahip olmasına rağmen, köylümüzün özellikle kırsalda yaşayan insanlarımıza baktığımızda nüfusumuzun % 65’i yine kırsalda yaşamını sürdürmektedir. Tarımdan ciddi anlamda güzel paralar kazanabilmektedir. Bakanlığımızın bu konuda destekleme konusuna baktığımızda ürün desteğini gerçekten çok iyi bir şekilde almaktadır. Bakanlığımız her türlü üründe desteğini vermektedir. Bölgemizde en çok ekilen ürünlere baktığımızda Gelibolu ilçemizde kanola yağı ekimi ciddi şekilde had safhadadır. Yine bölgemizde Biga tarafına baktığımızda özellikle Biga bölgemizde 120 bin dönüm civarı bir çeltik ekiminin olduğunu görmek mümkündür. Yine Ayvacık, Ezine bölgelerimize baktığımızda zeytinciliğin çok yüksek safhada olduğu görülmektedir. Bayramiç Bölgemiz baktığımızda ormanıyla kaz dağlarıyla ve meyveciliğiyle ileri bir noktadır. 250 bin ton elma üreten bir ilçe durumundadır. Yine bu ilçelerimizin içinde Lapseki ilçemizde meyvecilik ileri bir safhadadır. Diğer alanlara baktığımızda Yenice ilçemizde Kalitesi ve nefaseti bakımından baktığımızda kaypa biberi hemen hemen Türkiye’de birinci sırada yer almaktadır. Çanakkale merkezde Batak ovası dediğimiz alanda ciddi anlamda domates yetiştirilmektedir. Bu tip ürünlerde Çanakkale gerçekten İstanbul’u özellikle besleyen iller arasında birinci gelmektedir. Yine diğer illere de bu ürünleri pazarlamaktadır. Burada tarımsal kalkınma kooperatiflerimizin 7 tane zeytin yağı kon tini fabrikası ve yine 8 tane meyvecilikte 8 tane soğuk hava deposu olan kooperatiflerimiz böyle bir güce sahiptir. 40 milyon ton elmayı şu anda kooperatiflerimizin soğutma depolarında saklayabilme şansına sahiptirler. Çanakkale’de işletmelerimiz arasında Ezine Peyniri’nin yeri çok farklı durumdadır tüm Türkiye’de marka olmuş durumdadır. Bölgemiz tarımda hak ettiği yerdedir ve buradaki tüm yatırımlara rağmen Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı %50’liyle vermektedir. TKDK dediğimiz tarımsal yapı içerisine baktığımızda desteklemelerde %80’e varan desteklemeler ve yapı inşaatından tutunda inşaatın bitme noktasına kadar böyle bir ürün destekleme modelleri vardır. Ezine ilçemizde biliyorsunuz Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi yapımı onaylanmıştır. Yapımına da en kısa zaman içinde başlanacaktır. Bu da tabi Çanakkale’nin bir tarım kenti olduğunu gösterir. Ayrıca turizm kenti olduğunu da bilmemizde fayda vardır. Tarım ve turizme özellikle geçinen bir ildir. Özellikle 4 5 tane ağır sanayisi olan ilimiz Özellikle 1/100000’lik planlamalarda da baktığımızda Çanakkale ve Balıkesir’in bütünsel anlamda planlaması da yapılmıştır. Ve bölgeler olarak ağır sanayinin nereye kurulacağı turizmin ne tarafta olacağı ve konut alanlarının nereye olacağı ve gelişmenin Çanakkale’nin gelişmesinin ne şekilde olacağı da boğaz köprüsüyle beraber bir entegre olarak planlaması yapılmıştır” dedi.