TBMM’de AK Parti Grup Toplantısında konuşan Başbakan Binali Yıldırım, AB ve bazı Avrupa ülkelerini eleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kendisinin hafta sonu katıldığı kongrelere ilişkin konuşan Yıldırım, "Bir kez daha gördük ki, AK Parti Teşkilatında metal yorgunluğu yok, dimdik ayakta, heyecan dorukta" diye konuştu.
Partisinin Grup Toplantısında konuşan Başbakan Binali Yıldırım; “AB tam üyelik müzakerelerine başladığımız 2005 yılından bu yana yaşanan tıkanıklıklar, verilen ama yerine getirilemeyen sözler bir kez daha Varna’da masaya konuldu. Türkiye’nin AB karnesi, tüm taahhütleri yerine getirdiği, sadece AB tarafından kaynaklanan sıkıntılar ve siyasi engellemeler sebebiyle beklemeye alınan hususlardan oluşuyordu. AB’nin karnesi en başından beri ciddi kırıklar, yalpalamalarla dolu. Yunanistan ile eş zamanlı başlayan tam üyelik serüvenimiz bir süre sonra bilinçli olarak ayrıştırılmış ve burada ilk güven kaybı yaşanmıştır. Ülkemizin tutarlı hiçbir sebep olmadan uzun süreli beklemeye alındığı dönemi gördük” şeklinde konuştu.
“Tam üyelik perspektifimizi muhafaza ediyoruz”
Başbakan Yıldırım; “Biz herkesi olduğu gibi AB’ye karşı da hep açık ve dürüst davrandık. Varna’da da aynısını yaptık. Tüm gerçekleri cumhurbaşkanımız muhataplarının yüzlerine bir kez daha söyledi. Bütün bunlara rağmen zirvede AB’nin ülkemize yönelik yaklaşımının hakkaniyetli bir zemine oturacağına dair bir işaret göremedik. Her ne kadar zirveye katılanlar iyi niyetli olsa da meydana gelen uygulamalar bu iyi niyeti doğrulayan nitelikte değil. Türkiye’nin her türlü terör örgütüne karşı verdiği mücadelelerin ilişkilerimizin önünde bir engel gibi gösterilmesi bizi rahatsız ediyor. Avrupa Komisyonu 17 Nisan’da Türkiye ilerleme raporunu yayınlayacak. Bu raporda herhalde Türkiye’nin hayrına fazla bir şey olmayacağını tahmin etmek bir sır değil. Özellikle OHAL’den tutun Afrin operasyonuna kadar bütün terör örgütleri ile mücadelede kullandığımız yöntemleri eleştireceklerinden tereddüdüm yok. Buradan Avrupalı dostlarımıza sesleniyorum, Türkiye AB’ye olan bütün yükümlülüklerini yerine getirmiştir ve arkasındadır. Tam üyelik perspektifimizi muhafaza ediyoruz. Burada sorulması gereken soru, AB’nin Türkiye konusundaki kararı nedir? Avrupa yeni bir genişleme vizyonu ile kucaklayıcı bir vizyon ile yoluna devam mı edecek, yoksa kendi içine kapanarak bir yol mu izleyecek? Her konuda ülkemizin karşısında yer alan, müttefik ortaklık hukuku ile bağdaşmayacak açıklamalar yapan bazı Avrupa ülkelerinden istediğimiz şey, samimiyet. Başları sıkıştığında ülkemize koşan, tekerleri düze çıkınca yan çizen bir ülkeler topluluğu sadece bize değil hiç kimseye güven vermez. AB’nin üye ülkeleri arasındaki kavgalar giderek büyümekte ve birliğin geleceğini de sorgulamaktadır. Bazı Avrupa ülkelerinin liderleri ile yaptığımız temaslarda Türkiye’nin çok hayati sorunlarına olan yaklaşımlarını gördükçe nasıl bu derece konulara ilgisiz, uzak düşebildiklerini anlamakta zorlanıyoruz. Suriye’de insani hassasiyetle operasyon yürüten tek ülke durumundaki Türkiye’yi bazen insan haklarını ihlal etmek, daha da ileri giderek ‘işgal’ gibi söylemlerle suçlayan ülkeler maalesef kendi geçmişlerini unutmuş görünüyorlar. Biz tek bir masumun burnu kanamasın diye kılı kırk yararak ilerlerken, terör örgütünün evlerden hastanelere, oyuncaklardan kutsal kitaplara kadar her şeyi bombalarla tuzakladığını görmeyenlere artık söyleyecek söz bulamıyorum. Terör örgütlerinin yerlerinden ettiği milyonlarca insana ev sahipliği yapan, onların hayata tutunmalarını sağlayan Türkiye’yi taktir etmek yerine bu insanlara güvenli gelecek sağlamak için Türkiye’nin yaptığı operasyonları eleştirmek iyi niyetle bağdaşmıyor. Fırat Kalkanı bölgesine dönen mülteci sayısı 160 bini buldu. Zeytin Dalı Harekatı bölgesinde teröristlerden ve patlayıcılardan arındırdığımız yerlerde yüz binlerce kardeşimizin geri döneceğini biliyoruz. Biz bu bölgeleri ihya ederken, bu insanlara huzur ve refah içinde gelecek sağlayalım diye çabalarken önümüze çıkartılan engeller karşısında hayretimizi gizleyemiyoruz. Avrupa’nın güvenliğinin Türkiye’nin güvenliğinden, Türkiye’nin güvenliğinin de Suriye ve Irak’ın güvenliğinden geçtiğini Avrupalı dostlarımıza nedense bir türlü anlatamıyoruz. Onlar anlasa da anlamasa da bizim önceliğimiz ülkemizin, milletimizin selameti, güvenliği ve bekası olmaya devam edecek” dedi.
“Türkiye ekonomisinin hala zayıf olduğunu zannediyorlar”
Yıldırım; “Türkiye milli gelirini 236 milyar dolardan 863 milyar dolara, ihracatını 36 milyar dolardan 160 milyar dolara, istihdamını 21 milyondan 28.4 milyon kişiye, döviz rezervini 28 milyardan 120 milyar dolara, uluslar arası uzun dönemli doğrudan yatırımlarını 1 milyardan yıllık 13 milyar dolara çıkartmış bir Türkiye var. Ülkemizin ve milletimizin ekonomisinin ölçeği çok büyümüştür ama bize tuzak kuranların kafaları da aynı derecede çok küçük kaldı. Bunun için milletimizle el ele vererek diğer hususlarla birlikte ekonomideki tüm saldırıların da bugüne kadar üstesinden geldik tuzakları bozduk bundan sonrada bozacağız. Hainlikte, sinsilikte sınır tanımayanların oyunları durmak bilmiyor. Sürekli kriz havası estirmeye, dedikodu çıkarmaya, yatırımcıların kafasını karıştırmaktan geri durmuyorlar. Bizim bunlara cevabımız ekonomimizi daha da güçlendireceğiz yeni tedbirlerle sanayicilerimizi, esnaflarımızı, ticaret erbabını desteklemeye devam edeceğiz. Esnafımızdan inşaat sektörüne kadar ekonominin canlanmasına katkı sağlayacak bir çalışmanın sonuna geldik. Bu müjdeleri milletimizle paylaşacağız. Büyümeyi sürdürecek, piyasayı canlandıracak, uzun dönemli yatırımı teşvik edecek bu çalışma ile ekonomimizdeki her türlü tereddüdü tamamen ortadan kaldıracağız. Geçtiğimiz hafta Meclis’te kabul edilen yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik kanun çıktı. Cumhurbaşkanımız da onayladı. Bu kanunda; kredi ve borç sözleşmesi, tapu işlemleri, teminat, şirket kuruluşları, hisse devirleri, yapı kullanım izinleri, altyapı kazıları, elektronik haberleşme altyapısına kadar tutun vatandaşın devletle olan işlerini kolaylaştıracak birçok hüküm var. Vatandaş devletin kapısında zaman kaybetmeyecek. Bir yandan bunu yaparken diğer yandan da devletin, vatandaşa verdiği hizmetleri elektronik ortama aktarma. Devlet kurumlarının kendi arasında yaptığı işleri internet üzerinden E-Devlet kapısı üzerinden yapma yönündeki çalışmamız devam ediyor. Şu anda E-Devlet kapısından vatandaşın yaptığı işlerin oranı yüzde 60 seviyelerine geldi. Bu senenin sonuna geldiğimizde artık vatandaş devletle olan bütün işlerini devletin kapısına gitmeden, memurla karşılaşmadan yapabilir hale gelecek. Yatırım ortamının iyileştirilmesi ile ilgili bütün detaylar yarın Külliyede yapacağımız toplantıyla milletimizle paylaşacağız. Perşembe günü de özel sektör yatırım teşvik ödüllerini vermiş olacağız” dedi. MESUT HARPUT