Çanakkale’nin tarihi yollarından Tekke Sokak’tan Aslan Abla Sokaktan içeri doğru ilerlediğinizde, sağ tarafta mavi bir dükkan sizi bekliyor olacak. Aslan Abla Sokak dokusuna rengi ile renk katan yeni dükkanın ismi ise Atölye Mavi.
Atölye Mavi çiçeği burnunda, sokakta bir gökyüzü gibi bekliyor. Atölye Mavi’nin sahibi Kevser Bilgin ise ziyaretçilerini neşe ile karşılıyor. Akşam saatlerinde dahi mavi mavi göz kırpan dükkana girdiğinizde denizin renklerini bir arada görebilirsiniz. Henüz bir aydır hizmet veren bu yeni dükkan da yapılan her şey el emeği göz nuru.
Yaptığımız sıcak sohbet, biraz bilgi alışverişi biraz röportaj olarak sürdü. Mavi atölyenin sahibi Kevser Bilgi; “Her şeyi ben yaptım. Deri üzerine kabartma olarak çalıştım. Bir kaç tablom daha var. Onları da getireceğim. Deri çantalardan ahşaplara gördüğünüz her şey ellerimizden çıktı. Hepsi bize ait” dedi.
“AĞACIN KOKUSUNU SEVERİM”
Ağaç tutkusunun biraz da babasından geldiğini belirten Bilgin; “Ağaç oymayı, onunla ilgilenmeyi çok severim. Erkek işi gibi düşünenler oluyor ama ben ağaçla kendimi çok özdeşleştirdim. Ağacın kokusunu, kendisini, yeşilliği çok severim” sözlerine yer verdi.
“ÇANAKKALE MEMLEKETİM”
Evlendikten sonra Çanakkale’den ayrılıp İstanbul’a gittiğini kaydeden Bilgin; “30 yıl sonra geri döndük. Çanakkale benim memleketim. İstanbul'da ağaç kurslarına gittim. İSMEK kurslarına gittim. Kıl testere ile ağaç oyma kurslarına gittim. ‘Ahşap ve deriyi neden karıştırmayayım?’ diye sordum kendime. İkisini karıştırarak bir şeyler elde etmeye başladım. Ve deri kursuna gittim. Deri ve ahşapla aklınıza gelebilecek her şeyi yapabiliyorum” diye vurguladı.
Çanakkale’ye geldikten sonra ilk atölyesini Fevzi Paşa Konakları’nda açtığını söyleyen Bilgin; “Fevzi Paşa Mahallesi’ndeki atölyemden sonra bir cafe açtım. Çok severek yaptığım bir iş değildi. Sonra burayı açtım. Bir ayı geçkin süredir işletiyoruz” dedi.
“YAPILMASI 1 AY SÜRÜYOR”
Duvarda asılı olan ahşap panoyu incelediğim de Kevser hanım hemen anlatmaya başladı; “Keçi derisi. Safran da denir. Safran üzerine kabartma ve boyama yaptım. Yapması bir ay sürdü. Yapması, kurumasıyla birlikte 1 ay sürdü. Islatarak ve vurarak çalışıyorsunuz. Kuruması da bir müddet sürüyor sonra boyamaya başlıyorsunuz. Deri boyası kullanıyorum. Su bazlı boyalardan akrilik kullanabiliyorsunuz” diye anlattı.
“AHŞABI DERİ İLE BİRLEŞTİRİYORUM”
Başka neler yaptığını sorduğumda ise Kevser Bilgin; “Kıl testere ile ahşaplara şekil veriyorum. İnce çalışıyorum. Lambalar, çantalar yapıyorum. Ahşabı deri ile birleştiriyorum. Ev dekorasyonu olarak düşündük önceleri. Ev ve takı. Dükkanımızda insanla ilgili çok şey bulabiliyorsunuz” sözlerine yer verdi.
KAĞIT HAMURUNDAN KOLYELER
Raflarda yer alan desenli mumluklara gözüm iliştiğinde ise Bilgin; “Kızım yaptı onları. Grafik tasarım okudu. Onun başka şeylere de ilgisi var. Çuval ya da Amerikan bezi üzerine boya yapmayı düşünüyor. Yavaş yavaş doldurmaya çalışıyoruz” dedi.
Kızının fimo hamuru ile de çalıştığını belirten Kevser Bilgin, kızının yaptığı kolyeleri göstererek; “Fimo hamuru ile çalışıyoruz. El beceriniz varsa diğerlerine göre daha kolay. Yaptıktan sonra pişiriyorsunuz. 130 derece pişirebiliyorsunuz. Kızım fimo hamuru ile daha çok ilgileniyor. Ayrıca das hamuru denilen kağıt hamuru ile yaptığımız işler de var. Aslında kağıt hamurunu tutkal ve kağıt ıslatarak kendiniz evde de yapabiliyorsunuz. Biz hazır das hamurundan tasarladık. Boyadık” diyerek raflarda yer alan süslerin öyküsünü anlattı.
“DOĞA AŞIĞIYIZ”
Mavinin tonları ile bezenmiş dükkanın isminin nereden geldiğine de değinen Kevser Bilgin; “Mavinin dinlendirici olduğunu düşündük. İlgi çekici, ilham verici yanı bizi çekti. Maviyi de çok seviyoruz. Deniz, gökyüzü bizi çekti. Doğa aşığıyız. Yeşil mavi bizi çekiyor” dedi.
Damla YELTEKİN